ANLAMSIZ HERŞEY

Senden sonra
Hiç bir şey
Eskisi gibi olmayacak
Ne ben eski ben olacağım
Nede şiir yazacağım
Çünkü biliyorum
Senden sonra
Her şey anlamsız olacak
Ben her şeyimi
Sana mal ediyorum
Biliyorsun
Sen varsan
Seviyorum
Sen varsan
Şiir yazıyorum
Sen varsan
Bende varım kısacası
Sen yoksan eğer
Her şey anlamsız olacak
Anlamsız olacak
Gezmeler
İçmeler
Yazmalar
Şarkılar
Her şey
Evet her şey
Anlamsız olacak
Çünkü ben
Her şeyimi
Sana mal ediyorum
Sen yoksan eğer
Bende yokum
Anlamsız her şey.
28AĞUSTOS 1999 HARUN SAK

ANLAR İSEN

Seni aramak varsa eğer sayfalarda
Bil ki yüreğin sıcaklığı vurmuştur
Derinliklerinde sayfalarına
Düşün ki sen kara bahtın aydınlık yüzü
Güneşin narını serinletensin
Düşün ki fani bedenin misk i amberi
Ya da çilenin çektirenisin
Bir gerçek ki görünen
Sen dağların yüzü
baharın müjdecisi
karanlığın ışığısın
merhaba diyorum ya sana
anlar isen son defa
belli mi olur
bu can da sana feda

Anlaşılmaz Şey Seni Sevmek

Sana olan sevgimi anlatmak istiyorum
Beni anlayan, seni anlatan bir kelime bulamuyorum
Belliki acemiyim bu duygularımda
Anladımki anlatılamayan bir duygu seni sevmek

Bilmiyordum ateşin bu denli yaktığını
Gözlerinle tanışana dek.
Hele o dudaklar yokmu?
Bir cennet meyvası

Seni sevmek mi zor? Yoksa seninle yaşamakmı
Zor olduğun için aşığım sana
Pes etmek yakışmaz benim sevdama
Yenilmek yazmaz delikanlılık kitabında

Birgün anlatacağım sana olan sevdamı tüm DÜNYA’Ya

23-06-2006
Serkan ERDEM
tavşanlı

10 Kasımlar

10 KASIMLARDA BIZIM HATIRALARIMIZ

10 Kasımlar
Tarihin anıldığı gün
Koca Türkü bir daha
Düşüne aldığı gün
Kutlu hatıraların
Emanet kaldığı gün

10 Kasımlar
Tarihin destanlarla
Uyandığı gün
Atanın destanlarla
Anıldığı gün
Hürriyet bedelinin
Kanla okunduğu gün

57 yıla sığan bir hayati
Bir daha düşlüyorum
Bir gergef misali
Ruhuma isliyorum
Milletin muradı onda
Onda çarpıyor yüreği

Çanakkale’deki ruhla
Erzurum’a tasınmış
Sivas’taki yürekle
Sakarya’ya akınmış
O akınlar tevhitle
Bezm-i eleste okunmuş

Zorun çığlık
Çığlığa kaldığı
Esarete isyanı
Cephelere kağnı
Yoluyla vardığı
Onurlu duruşa hasret
O hasretin yazdığı destan

10 Kasımlar
Milletin topyekun cepheye
Cepheden Cumhuriyete
Toprağın kutsi örtüsünden
Bir çelik irade örgüsünde
Devlete yürüyüşü destanı

O destanı bir daha
Ezberden okuyorum bugün
O iradeyi özleyerek
Yüreklerimizde anarak
Bedrettin Keleştimur
04 Kasım Elazığ

210405

seni ekleyip çoğalmaya çalışken
gizlediğin hüznün yüzünde en belirgin,en cüretkar
yakıştıramadığım yenilmişliğinin ardında çırpınırken sen
bir melek avuçlarında tek karşılıksız seven
en günahsız,en habersiz…
en büyük çığlıkların arasında en küçük,
göğüslerinin arasına gizlenmiş,
gelecekteki günahları için hazırlanıyor,tek bildiği hazla.
doymak bilmiyor,
sızıyor ufacık dudaklarının arasından,
sebebinin yarasını büyüterek.
alışık olduğum yüzde,alışık olmadığım ifadeler.
aynı yüzde değişmiş hayatın bana dönmüş yüzü.
aynı yüzde şimdi sahte açılmış koca bir ağız kaplamış,
en genç ihtiyar gözleri.
gizlediği yaralarına gitmiş eli,
dokunamamış,gün ışığı değdirememiş ki!
en sevdiklerinin gülücüklerinde aramış,yazılmış en mutlu kaderini.
yetinmeyi yeğlemiş avucundaki melekle büyüyerek,
yaraları da birlikte büyümüş.
büyümek daha çok acıtmış gizli yaralarını.
unutmuş kendi için en gerekli olanları.
kendini bile unuttuğu ışıksızlığında,bir tek unutmayı unutmamış.
bir tek şeytanla göz göze gelmemiş hala

29 deneme

I

Birisi bana ölümü anladığını söylerse ona “ nasıl” diye sorarım? Birisi bana ölümü yaşadığını söylerse “onu anlamadığımı” söylerim.
Birisi bana ölümü anlat derse cevabım “hatırlamıyorum” olacaktır;
“ama ölümü tattığımı biliyorum”.

II
Yirmi dokuz sene geçmiş.. Bunun farkına yoğun bakım odasında varmak geçirdiğim ameliyat kadar acıttı beynimi. Bir şeyler yapmalıyım ve dün benim olan günler bugün kaybettiklerimle aynı değerdeyse bunu yapmak için oldukça az zamanım kaldı demektir. Bugüne kadar yazdığım onlarca şiiri koyuyorum öykümün başına; onlar torunuma mirasımdır ve herkes şahittir ki bırakacak bu değersiz ve zamana özel şiirlerden başka hiçbir şeyim yoktur, çekilmesine hep karşı çıktığım birkaç resim dışında. Tamamı henüz yaşamayan O’nadır bu şiirlerin ve bu yazılan öykünün ise muhattabı Cemil Meriç’in “Bu Ülke”sinde yaşayanlardır.

III

Kronoloji diye bir şey duymadın mı? Okuyuculardan bazıları başlangıçta şiddetle tekrarlayacaklar bu soruyu ama sonra anlayacaklar ki yaşının yirmi dokuz olduğunu bilen yazar bu yirmi dokuz seneyi hangi yıl aralığında geçirdiğini bilmemektedir.

IV

Ağlayarak doğuyor insan; gözyaşlarımı seviyorum.
İnatla yaşayanları; film yıldızlarını , siyasetçileri, kapıcıları, fikir adamlarını, futbolcuları, ,
bakkalları, yazarları hakimleri, gevezeleri.. Bu Ülke’yi..

V

Yarın başka bir gün.
Scarlet O’hara (Rüzgar Gibi Geçti’den)

Bölüm -A-

Odanın ışıkları kapandığında,
gözbebeklerinin sezemediği ayışığı
tavanda yıldızlara veriyordu hikmetini.
Yıldızlar tavana mahkumdu; çünkü odanın dışını sis basmıştı. Ve çocuklar bile biliyordu ki “
gözlerin bulandığı yerde korku hükümdardır.”

I
Kırk yaşlarında sakalı beyaza teslim olmak üzereydi.
Oysa o beyaza teslim olalı 15 sene geçmişti bile.
“Seksenler” dendi; Bodrum’u ilk keşfedenlerden,
darbe gölgesinde yaşayanlardan. Hiç kalabalığın arasına girmemişti; ama şimdi tahta sandık kucaklarında dört kişi, yattığı yere doğru gelmekteydi.
Sakalından önce kanına karışan beyaz, seksenlerin en büyük hediyesi;
“ Şeytan dostlarını bile sevmedi”

II
İnsanların elleri küçüktür
Ve yumuşak!
Anne;
Neden benim ellerim büyük
Ve avuçlarım nasırlı?

III
En kötü soru, insanın kendini yargılarken sorduğu sorudur. Henüz cevabı bulunamamış sorular. Aklın karıştığı noktada cevap dışarıdan gelir. Kimi zaman siyah kimi zaman “beyaz” la..

IV
Esir’in Güncesi
Son Söz
Dostun var mı? Benim dostlarım birer birer gittiler, güneşin arkasındaki köye. Etimde siyah lekelerle kaldım. Beni anlamak için mektup yazmayın; beni alın ve soyağacında ismim yer- alsın.

“Uzaktan mavi, yakından yeşil olan deniz; avuçlarımda niye renksizsin?”

41 ŞİİR

41. ŞİİR
Geceler beni yutuyor
Sırlarımı yıldızlarla paylaşıyor
Sensizliği kalbime gömüyor
Duygu selim hiç durmuyor

İsmini taşlara değil
Yüreğime kazıdım
Aklım donup kalıyor
Gözlerim hep seni arıyor

Bunları şiirlerle paylaşıyorum
Yazılanlar 41. Değil
Sayamadığım duygularımın
Eseridir .
YASİN ERGÜVEN

ABDULKADİR GEYLANİ

Muhammed neslinden, Şah-ı Veliden,
Gonca Hüseyin’den, gül Fadime’den,
Zarif ve inceden, nurdan bir beden,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Abidler içinde bir Abdulkadir.

Hasan-el Basri’nin irfan yolundan,
Bağdatlı Cüneyd’in aşkın kolundan,
İrem bağlarının eşsiz balından,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Aşıklar içinde şir Abdulkadir.

Kırklar, Yedilerin sultanı sensin,
Gavslar meclisinin imamı sensin,
İlim deryasının ummânı sensin,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Arifler içinde mir Abdulkadir.

Erenler bezminde dergâh kurulur,
Tüm veliler divanında bulunur,
Hama erlerinden yolun sorulur,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Lütfunla rüyama gir Abdulkadir.

Tasavvuf Yolcusundan,