YILLAR SONRA

Anılar yaşandı yıllar önce
Anlar paylaşıldı cömertçe
Ve mazi büyürken gözlerimizde
Geleceğin ümidi büyür içimde

Üç sene yaşadık apayrı
Üç sene dolu dolu ve birbirinden farklı
Keşke paylaşabilseydik o yılları
Yaşasaydık doyasasıya onları

Yıllar senin de tutmuş elinden
Ayrı bir zamana götürmüş
Yıkamış saçlarını anılar
Tarayıp bir güzel örmüş

Artık tut elimi hiç bırakma
Büyüyeyim avuçlarında
Ve öleyim kucağında
Yeter ki artık beni hiç bırakma

Yine Benim Değilsin Ya

Benim değilken sevmişsin başkasını
Ne yazar?
Yine benim değilsin ya!
Bakmışsın başkasını gözlerine
Öpmüşsün,dokunmuşsun
Ne yazar?
Yine benim değilsin ya!
Ben senin hayatımdaki yerini sevdim,
Senin bıraktığın boşluğu sevdim,
Süslü sözlerini değil sessizliğini,
Ellerimi tutan ellerini değil,
Hayallerimi sevdim…
Yine benim değilsin ya!
Ne yazar?
Kimseyi sensiz bırakma
Başka kimseye yaşatma bu acıyı
Bu alışkanlık benim
Sana ağlamadığım günlerde eksiğim
Seni özlemeyi bıraktığım zamanlarda durgunum
Aşkının silindiğini farkettiğim zamanlarda
Yokum,sessizim,ölüyüm…
Sevmişsin başka birini
Ne yazar?
Yine benim değilsin ya!
Hayatım seninle anlamlı
Günlerim sensiz geçmez
Ben,seninleyken varım
Ya da sensizken…
Hiç benim olmadın ki…
Hayalin dolaştıkça evimde
Mutlu hissettim kendimi
Sevmişsin başka birini
Ne yazar?
Yine benim değilsin ya…

18.06.06

YİNE DE ALDATIYORUM SENİ

“Sen” aldığım nefes gibisin…..
Almadan duramam…..
“Onlar” ara sıra aldığım şarap gibi….
Ara sıra almadan duramam….
Diyordu genç adam…
Kadın o lal taşlarına benzeyen gözlerini yere sabitlemiş…
Anlayamıyor ama yinede dinliyordu….
Ve devam ediyordu adam…
Birkaç gecelik kadınlar “onlar”…!!!!!
Onlar kredi kartı ekstralarını kabartırken…
“Sen…!!!!!”onları kapatmak için yüzsüzce borç alabildiğimsin…
İçimdeki bomboş sokaklardan geçerken,ışığını söndürmemiş…
Beni bekler bulduğum tek sabahçı kahvesin…
Diğerleri terk ettiğinde soluğu küstahça yanımda aldığımsın ….
Ama yinede aldatıyorum seni….
Kurgulanmış sevişmelerden sonraki pişmanlığımsın…
Vıcık,vıcık öyle yapışkan sevişmelerden sonra ….!!!!!
Günah çıkarmaya geldiğim iki mum bir ikonsun…
En çaresiz…en müthiş kabuslardan korkuyla uyandığımda;
Hiç korkmadan kollarının arasında dalıp gittiğimsin…
Ama yine de aldatıyorum seni…
Son damlayı görene dek içtiğimde… körkütük sarhoş olduğumda yani….
İnsafsızca küfürler ettiğimsin…
Canını yaktığımsın….
canımı yakansın…
Ama yinede aldatıyorum seni…
Üniversite kampuslarında adam olamadığım;
Ve Sevmek fiilinin hiçbir zamanını çekemediğim için;
Her gece beni sırtımdan vuran isyanlarımsın….!!!!!
Ben meydanlarda sloganlar atarken …
Hiç durmadan bu düzene ana avrat…!!!!
Sen ellerime geçirilen kelepçelersin…
Ben içerdeyken…!!!!
Sen ders notlarımı getirenim,
Yoklamalarda atılan en gerçek imzalarımsın…
Ben içeriden çıktığımda, bütün kanamışlığımla…!!!
Annemin telaşlı merakıydın …
Sorduğunda annem;bu kanla karışık yamalarımı..!!!
Öyle ikna edici, “bisikletten düştü” demiştin ki…
Yani En büyük yalancım… en güzel yalarımsın..
Hangi adam bisikletten düşerdi de,
Sırtında derin yanık izleri olurdu ki….?????
Sonra ne gülmüştük bu vahim yalana….
Ama yinede aldatıyorum seni….!!!!
Kavgalar ettiğimsin pervasızca..
Ellerimi kaldırabildiğimsin…
İçimin ezilişisin…
Ve onca utanmazlığıma rağmen susanım…
Yüzünü yere döküp gidenimsin…
Unutmadan..!!…sen her yere döküp gittiğinde yüzünü..
Dökülen yüzün üstünde, saatlerce dolaşandım ben…
Ayaklarımın altı kan revan…
Her yanım senin hıçkırık…!!!!
Her yanım seni yüzün..
Ama bilirdim..
O kapılar suratıma hiç çarpılmayacaktı…
O bavul, hani küçük siyah…
Hani Eminönü’nden ucuzluktan almıştık…
O bavul hiç toplanmayacaktı…
Yani alçaklığıma bakmadan yedek anahtar yaptıran
Tek kadınsın……..
Olmadı çilingir çağırır, içimin dağınıklığında;
Önceki geceden kalan kadınların,terli çığlıklarını temizlerdin…!!!!
Hoyratça seviştiğim kadınlardı “onlar”….
“Sen” nefesin bile çarpsa yüzüme titreyişlerimdin…
sen anlamıyordun reddedişlerimi…
Oysa…..!!! dokunsam eksilecektin….!!!!
İşte bu yüzden aldatıyorum seni…
Sende yok olmaktan korktuğum için…
İnkar edişlerim,seni böyle çok
Sevdiğim için…
Bana benzemediğin için…
Hani sormuştun ya…”kaç kişisin sen sevdiğim adam”….!!!!
Bir tutsak…Bir firari…Bir korkak…bin bela….
İşte bu yüzden ….!!!!
Kaç kişi olduğumu bilmediğim için….!!!
Aldatıyorum seni…
Ben sende kalamam…
Anla beni….

Yine Senin SefaletindeSensizlik Çatışmasında

Bu gün sensizliğin;
Ben diyeyim üç,
Sen de ki dördüncü kışındayım.
Ve ölümün bilmem kaçıncı çeşitini yaşamaktayım.
Oysa atalarıma,
Toprak altındaki muammalara,
O kadar özeniyorum ki;
Onlar bir kere ölmüş,
Her ne olursa olsun çeşiti.
Koşarak beyaz bir nura,
Canlarına öyle demişler elveda.
Bende koşuyorum her gece,
Çakılınca sen kan revan gönlüme,
Adi bir karanlık beni zehirleyince,
On dördüncü ayın,
Ve beşinci mevsimin içine girince,
Koşuyorum bir nura bende.
Fakat nur ki ateşlerdense,
Ateş ki sense;
Başkadır ölüm.
Acı,sancı ve yalancıdır…
Yarın yine kör karanlıkta açarsın gözlerini.
Ölmek bir kereyse güzedi.
Ya senin eşliğinde,
Senin mahkemende,
Senin azrailliğinde,
Ve de sensizliğinde ölmek…
Ölümlerin en acısıda yaşarken ölmek…
Ben her daim gecelerdeysem,
Her daim sensizliğindeysem,
Hangi ölümlerdeyim ölüyorsam halen? …
Defalarca can veriyorum bir mülteci gecede,
Yine senin sefaletinde.
Mayınlara basarken yüreğim militancasınsa,
Kavuşmak isterken senin gönül karargahına,
İnfilak ediyor yada can veriyor;
Bir sensizlik çatışmasında….
Ölüyorum,ölüyorum,ölemiyorum…
Sürgülü bir derin sevda namlumda,
Sensizlik çatışmasında,
Beşinci mevsimde koşuyorum sana…
Yaşarken ölmek pahasına;
Seviyorum,seviyorum,seni seviyorum…
Sen kimsin birde bilsem,bilemiyorum…
Belkide aşkımı, aşka aşkımı seviyorum….

İbrahim Nazım Ülker 11-12-16 Aralık _2005 Günleri

Yirmidört Asırdır

Bilir misin hemşerim gurbeti;
Gurbet günlerini,Filistin askısı geceleri? …
O gecelerde sol yanına vurululan mermileri.
Ardı arkası kesilmeyen yıkılmaları,
Izdırap içindeyken bulamadığın sabahları,
Rüyanda erebildiğin vuslatları.
Bilir misin hemşerim?
Ruhum soyutlarşırken,
Bir hayin gurbet gecesinden,
Hasret ki esir almış içerden…
Vermiş canı yangınlara,
Savrulurken küllerim bir zalim gecenin ellerinden rüzgara;
Yaşasak mı iyi,ölsek mi bir gün daha…
Gurbette zaman nedir bilir misin hemşerim?
Dondurulmuştur,çakılmıştır zaman,
Duyarsın çakılışın acısını ruhudan,
Ve dururken kainat;
Sen gidersin ölüme an be an…
Gurbet mum yakıp ardıklarındır.
Derlerya kaçan büyük balıkıtır,
Ah kaçan canımdır hemşerim…
Gözlerden kan damlatandır,
Gurbet karanlıktır,
Gurbet vicdansızdır…
Hemşerim vuslata senin için;
Yirmidört gün kalmıştır.
Bizde sende kalan;
Yimidört bıçak yarası,
Yirmidört ölüm duası,
Ve yimidört asırdır.
Yirmi dört asır…

07 ARALIK 2005 SAAT:21.00
İbrahim Nazım Ülker

YİTİK GECELERDE

Yitik gecelerde sevdim ben seni,
Alabildiğine yalnız, karanlık gecelerde
Gözlerimi uçurtma yaptım yıldızlara
Gençliğimin yitmişliğine inat
Yitik secelerde sevdim ben seni.
Karanlığın sarhoşluğundan büyüdü korkaklığım,
En güzel sözcükler
En gizemliköşelerde otururken
Tütün acısı ile yandı dudaklarım.
Çaresizliğim ellerimde
Sevdam gözlerimde titredi
SEN GÖRMEDİN…

Kaçak bakışları ile hayat kadınları gördü,
Kömi çocuklar gördü izmarit dolu küllüklerde.
Gözlerini kaçırdın kız kaçırır gibi
Mendiller yırttınn saatlerce
SEN GÖRMEDİN…

Yitik bir gece
Anamın avuç açtığı saatti üstelik,
Uykusuz bir günümde sevdim
Doya doya uykulandım gözlerinden.
Gençliğimin yitmişliğine
Ankara’nın sonbaharına inat
Yitik gecelerde sevdim ben seni,
Kara kara baktın da
Bütün Ankara gördü
SEN GÖRMEDİN…

yok

ah sevgili
bir duysan yalnızlığın o kudurmuş sesini
yine böyle bakar mıydın
topraga güneşe bicümle insanlığa

nar kokulu sohbetler artık uzakta
yok adımın yankısı düşler kurduğum sokaklarda

ah sevgili
duymazmısın alev sesimi
hiç mi insafın yok ki
söyletip durursun beni

sahiden ay ışıgı gibi silik mi
sen de sevdam

YOKLUĞUN

Ağır ağır hissettirmeden
Üzerime sinmekte yokluğun
Ben ki;
Hiç bir kadının uğramadığı
Yakışıklı bir korkuluğum
Hani yalnızlığında fotoğrafı olurdu
Ben hiçbir karede yokum
Arama istersen beni
Farzet aşk bir roman
Mutlu sonla bitmesi neyi değiştirirki
Ben kaçıncı sayfada kaldığımı
unuttum!