10 KASIM

1938´in 10 Kasım´ında
Saat dokuz beş sularında
İstanbul´un Dolmabahçe Sarayı´nda
Bizi çok üzdü 10 Kasım

O gün üzgündü Türk vatandaşı
Dolmabahçe´den kalktı Atamın naaşı
Her yer olmuştu kanlı gözyaşı
1938´in 10 Kasım´ında

Bayrak da üzüldü bu zamansız gidişe
Yoktu gönderde dalgalandı yarı yerde
Derin bir matem vardı milletin sinesinde
1938´in 10 Kasım´ında

Eşsiz bir komutan tok olmuştu
Tüm ulusun neşesi gül gibi solmuştu
Yerlere hep gözyaşı dolmuştu
1938´in 10 Kasım´ında

Anıyoruz artık 10 Kasım´da Atamı
Çünkü O eşsiz bir komutandı
Bayrak yarı yerde hep ağlardı
Her yılın acı 10 Kasım´ında
10.11.2004

103 MISRA 103 GÜN

Seni o ekim günü tanıdım.
Daha ilk görüşümde yandım.
Sende kendimi buldum;
Suskun,durgun,olgun…
Belki bir hayal, bir rüya
Açık gözlerle hayal görüyorum,
Kırpınca gözlerimi kaybolacak.
O gözlerin, o güzelliğin,
O eşsiz ruhun sahibi
Kalabalığa karışacak, yok olacak
Daha ismini bile bilmediğim
Bu güzelliğin sahibi kim?
Kim bilir ne zaman;
Bir daha karşıma çıkacak?
Aklımı başımdan alacak
Öğrendim sonunda ismini
İsmin de kendin kadar güzel;
´AYŞE ELİF İLHAN´
Neye yarar ismini bilmek?
Seni bir daha görmedikten sonra…
Talih gülmezken yüzüme
Hep giderken yanlış yöne
Sen çıkmıştın karşıma…
Ama sen de kaybolup gitmiştin.
´Talih gülmeyecek mi yüzüme
Ömrümün hiçbir gününde?´
Diye geçirirken aklımdan
Sen vardın karşımda
Hem de yanıbaşımda
O gözler…
O büyüleyici güzellik…
O eşsiz ruh…
Sen yanıbaşımdayken
Mümkün mü sana bakmamak?
Rüzgarına kapılmamak.
Kor ateşler içinde
Erimez mi buz?
Rüzgarlar arasındaki bir gemi
Doldurmaz mı yelkenini o rüzgarla?
Sürüklemez mi sürüklediği yöne?
Kontrol rüzgarda değil mi?
Rüzgarın sardı bedenimi
Kuvvetlendi, fırtına oldu zamanla.
Ben ise bu fırtınanın ortasında;
Mechul beni nereye sürüklediğin.
Fırtınalar arasındaki gemi gibi
Kapıldım tamamen fırtınana;
Gözüm hiçbir şeyi görmüyor,
Sadece sen varsın gözümde.
Günlerim seni izleyerek…
Gecelerim seni düşünerek geçiyor.
Şarkılar seni hatırlatıyor
Bak dinle ne diyor;

´´Veda ettim artık
Siyah ufuklara
Yolum düştü senle
Beyaz umutlara
Neler oldu bana ?
Neler oldu birden ?
Sevmekten korkarken
Kendimden geçtim ben
Neler oldu bana ?
Neler oldu birden ?
Derinden bir yerden
Yangınlar aldım ben
Ah hayat! Ne hayat ?
Sanki aşk kabahat
Sevdim içim rahat
Senle başka hayat´´

Kavruluyorum artık, küle dönüyorum
İçimdeki aşkı gizleyemiyorum.
Şimdi uzaklaşıyorum bu şehirden
Ayaklarım geri gidiyor bu kez.
İçimde bir hüzün, bir yalnızlık
Geride kalanlar var bu şehirde.
Günler sensiz geçmiyor.
Uyuyorum, sürekli uyuyorum;
Seni düşünmemek için
Ama rüyalarımda da sen varsın…
Dayanamıyorum artık dönüyorum.
Sana olan sevgimi yenemiyorum.
Sana olan sevgimi göstermek istiyorum.
Daha sana olan sevgimi yenemeden;
Seni unutmamı istiyorsun.
Soruyorum sana AYŞE;
Bir an seni düşünmeden geçmiyorken
Damarlarımda sen dolaşıyorken
Hayalin gözümden hiç gitmezken
Söyle! Nasıl unuturum seni?
İçimdeki ateş beni yakarken
Rüzgarın beni savururken
Günden güne eriyip tükenirken
Söyle! Nasıl unuturum seni?
Gözleri ararken her an seni
Duymak isterken o sesini
Sarmışken aşkın bedenimi
Söyle! Nasıl unuturum seni?
Gönlüm ferman dinlemiyor.
Ya seninle olacağım.
Ya seni unutacağım.
-unutmak zor olsa da-
Ya da kendimi unutacağım.

1000

SENSİZLİGE ALIŞALI
BEŞ GÜN OLDU
BEŞ YAŞINDAYIM ŞİMDİ
ANNE YOK.BABA YOK
OKUMA YOK.YAZMA YOK
EV YOK,BARK YOK
BEŞ YAŞINDA BİR ÇOCUGUM
SICAKTA TRAFİGİN ORTASINDA
AGLIYORUM HERHALDE
BEN BÜYÜYÜNCE,
ARTIK HİÇ SEVMEYECEGİM
SENSİZLİGE ALIŞALI
BİN YIL OLDU
SENSİZLİGE, ALIŞAMADIM!

08 05 2002 Çarşamba

Tarihe yazdım adını
Damarımdan akan kanımla
Bülbül olmuştun artık
Tarihin son yaprağında
Umutsuz bir hayatta
Yaşamın son anında
Nasıl olsa birgün
Göreceğim mezar taşında
Yaşamım olacaktın belki
Gözlerimi kapadığımda
Yalnızlık dediğin nefes gibi
Belki gölgeydi yanıbaşımda
Rüyamda Yalnız sen
Bitmeyen gecenin sabahında
Güneş bile doğmuyordu
Adını anmadığımda
Duyamıyordum artık sesini
Yanımda olsanda
Çaresizce beklediğim
Gecenin Karanlığında