11 YAŞIMDAKİ YANLIZLIK

(ANNEM İTHAF EDİLİR)

sen benim 11 yaşımdaki yanlızlığımsın
sekerat anında uzatırken ellerini ellerime
ellerimi tut diyişin hala yüreğimde
ellerimle tutarken ellerini
sanki buz gibi ölümün elini tutmuştum
sen benim ilk ölümü anlayışım
ve sen benim ilk ölümümdün
ufacık ellerimi açrken semaya
RABBİME en samimi duamdın sen
şafak vaktinde gözlerimi dağa dikerek
ilk bestelediğim türküydün sen
sen benim 11 imin sitem dolu bir namesiydin
resmini çizmek istemiştim dünyaya
sığdıramadım seni arş-ı azama
silemedim
kurutamadım
mendil yetiştiremedim hiçbir zaman gözyaşlarına
sen dolunayın bir parçasıydın ama
güneş doğunca kaybolmazdın
seninle parlardı güneş
gökyüzü seninle aydınlanırdı
çünkü sen bir şu´lefeşandın
kara bulutlar sarsada dünyayı
sen karanlığı delmiş bir süreyya gibi çıkardın karşımıza
tebessüm ederdin tüm insanlığa
zaman seninle gark oluyordu zamana
seninle aks ediyordu hayata
hayat ise seninle hayata dönüyordu
değ ne olur gözlerime
okşa başımı yine
hayal olsa
rüya olsa
bu işkenceyi çekmektense
razıyım yine
daim bu özlem ateşiyle yanmaktansa
firak zehriyle aşılanmaktansa
razıyım ey yar
bana maveradan göndereceğin bir katre tebessüme
sen benim 11 yaşımdaki yalnızlığımsın
uzaksın ama her daim yalnızlık olarak yanımdasın

11

Birer onbir rakamıydık
Soğuk gecenin kucağında
Kırılan birer parçasıydık
Birbirini iten mıknatısın
Sorgusuz sualsız fırtınaya
Geçit veren
Birer onbir rakamı
Neden gece eyletmedi
Sabretmedi
Daimi deftere kaydetmedi
Neden yedek bekletti
Bu oyun bitti dedi
Neden hep ayrılık
Şarkılar söyledi rüzgar
Sekiz rakamını
Ayak kaldırmadan
Hep sarhoşlar mı çizecek
Neden dev püton yılanı
Bizi sarıp öldürmedi
Birer onbir rakamıydık
Biten günün devamında
Gün batımında

12.09.2003
Kandıra

10 yenik

Hayatımda bomboş bir sayfa
Hayatım sayfanın kenarında
Hafif bir rüzgarı beklemekte
O rüzgara rağmen beni ayakta tutan tek kare resmin
Bir gün oda uçuverdi elimden
Artık kaybetmiştim her şeyi
Derken gece yarısı uzanan bir el tuttu beni
Tam umudu kesmişken
Ölmek için daha var diye
Son adımdı benim için belki hayata
Bir dahaki rüzgara dayanamam belki
İşin garibi bu elin ne işi vardı
Bu uçurumun kenarında
O damı yalnızdı hayatta
O damı küskündü hayata
Ama aramızda çok fark vardı
O hayata yenik değil
Hayat ona yenikti
Neden hayata bu kadar acımasız davranıyordu ki
Yada hayat bana neden bu kadar acımasız davranıyordu

Beni buraya itende bir güzeldi
Beni buradan kurtaran da

Ama o bendende küskündü hayata
Hayata karşı savaşta…
Karmaşık duygular içinde ama
Bir o kadarda kararlı…

Ben mi?
Ben hâlâ hayata 1-0 yenik durumdayım
Ve 90+3 oynanıyor umudum yitirdim sadece uzatmaları bekliyorum…..
03/06/2006
04:32

10 Kasımlar

10 KASIMLARDA BIZIM HATIRALARIMIZ

10 Kasımlar
Tarihin anıldığı gün
Koca Türkü bir daha
Düşüne aldığı gün
Kutlu hatıraların
Emanet kaldığı gün

10 Kasımlar
Tarihin destanlarla
Uyandığı gün
Atanın destanlarla
Anıldığı gün
Hürriyet bedelinin
Kanla okunduğu gün

57 yıla sığan bir hayati
Bir daha düşlüyorum
Bir gergef misali
Ruhuma isliyorum
Milletin muradı onda
Onda çarpıyor yüreği

Çanakkale’deki ruhla
Erzurum’a tasınmış
Sivas’taki yürekle
Sakarya’ya akınmış
O akınlar tevhitle
Bezm-i eleste okunmuş

Zorun çığlık
Çığlığa kaldığı
Esarete isyanı
Cephelere kağnı
Yoluyla vardığı
Onurlu duruşa hasret
O hasretin yazdığı destan

10 Kasımlar
Milletin topyekun cepheye
Cepheden Cumhuriyete
Toprağın kutsi örtüsünden
Bir çelik irade örgüsünde
Devlete yürüyüşü destanı

O destanı bir daha
Ezberden okuyorum bugün
O iradeyi özleyerek
Yüreklerimizde anarak
Bedrettin Keleştimur
04 Kasım Elazığ

10 KASIM

1938´in 10 Kasım´ında
Saat dokuz beş sularında
İstanbul´un Dolmabahçe Sarayı´nda
Bizi çok üzdü 10 Kasım

O gün üzgündü Türk vatandaşı
Dolmabahçe´den kalktı Atamın naaşı
Her yer olmuştu kanlı gözyaşı
1938´in 10 Kasım´ında

Bayrak da üzüldü bu zamansız gidişe
Yoktu gönderde dalgalandı yarı yerde
Derin bir matem vardı milletin sinesinde
1938´in 10 Kasım´ında

Eşsiz bir komutan tok olmuştu
Tüm ulusun neşesi gül gibi solmuştu
Yerlere hep gözyaşı dolmuştu
1938´in 10 Kasım´ında

Anıyoruz artık 10 Kasım´da Atamı
Çünkü O eşsiz bir komutandı
Bayrak yarı yerde hep ağlardı
Her yılın acı 10 Kasım´ında
10.11.2004

103 MISRA 103 GÜN

Seni o ekim günü tanıdım.
Daha ilk görüşümde yandım.
Sende kendimi buldum;
Suskun,durgun,olgun…
Belki bir hayal, bir rüya
Açık gözlerle hayal görüyorum,
Kırpınca gözlerimi kaybolacak.
O gözlerin, o güzelliğin,
O eşsiz ruhun sahibi
Kalabalığa karışacak, yok olacak
Daha ismini bile bilmediğim
Bu güzelliğin sahibi kim?
Kim bilir ne zaman;
Bir daha karşıma çıkacak?
Aklımı başımdan alacak
Öğrendim sonunda ismini
İsmin de kendin kadar güzel;
´AYŞE ELİF İLHAN´
Neye yarar ismini bilmek?
Seni bir daha görmedikten sonra…
Talih gülmezken yüzüme
Hep giderken yanlış yöne
Sen çıkmıştın karşıma…
Ama sen de kaybolup gitmiştin.
´Talih gülmeyecek mi yüzüme
Ömrümün hiçbir gününde?´
Diye geçirirken aklımdan
Sen vardın karşımda
Hem de yanıbaşımda
O gözler…
O büyüleyici güzellik…
O eşsiz ruh…
Sen yanıbaşımdayken
Mümkün mü sana bakmamak?
Rüzgarına kapılmamak.
Kor ateşler içinde
Erimez mi buz?
Rüzgarlar arasındaki bir gemi
Doldurmaz mı yelkenini o rüzgarla?
Sürüklemez mi sürüklediği yöne?
Kontrol rüzgarda değil mi?
Rüzgarın sardı bedenimi
Kuvvetlendi, fırtına oldu zamanla.
Ben ise bu fırtınanın ortasında;
Mechul beni nereye sürüklediğin.
Fırtınalar arasındaki gemi gibi
Kapıldım tamamen fırtınana;
Gözüm hiçbir şeyi görmüyor,
Sadece sen varsın gözümde.
Günlerim seni izleyerek…
Gecelerim seni düşünerek geçiyor.
Şarkılar seni hatırlatıyor
Bak dinle ne diyor;

´´Veda ettim artık
Siyah ufuklara
Yolum düştü senle
Beyaz umutlara
Neler oldu bana ?
Neler oldu birden ?
Sevmekten korkarken
Kendimden geçtim ben
Neler oldu bana ?
Neler oldu birden ?
Derinden bir yerden
Yangınlar aldım ben
Ah hayat! Ne hayat ?
Sanki aşk kabahat
Sevdim içim rahat
Senle başka hayat´´

Kavruluyorum artık, küle dönüyorum
İçimdeki aşkı gizleyemiyorum.
Şimdi uzaklaşıyorum bu şehirden
Ayaklarım geri gidiyor bu kez.
İçimde bir hüzün, bir yalnızlık
Geride kalanlar var bu şehirde.
Günler sensiz geçmiyor.
Uyuyorum, sürekli uyuyorum;
Seni düşünmemek için
Ama rüyalarımda da sen varsın…
Dayanamıyorum artık dönüyorum.
Sana olan sevgimi yenemiyorum.
Sana olan sevgimi göstermek istiyorum.
Daha sana olan sevgimi yenemeden;
Seni unutmamı istiyorsun.
Soruyorum sana AYŞE;
Bir an seni düşünmeden geçmiyorken
Damarlarımda sen dolaşıyorken
Hayalin gözümden hiç gitmezken
Söyle! Nasıl unuturum seni?
İçimdeki ateş beni yakarken
Rüzgarın beni savururken
Günden güne eriyip tükenirken
Söyle! Nasıl unuturum seni?
Gözleri ararken her an seni
Duymak isterken o sesini
Sarmışken aşkın bedenimi
Söyle! Nasıl unuturum seni?
Gönlüm ferman dinlemiyor.
Ya seninle olacağım.
Ya seni unutacağım.
-unutmak zor olsa da-
Ya da kendimi unutacağım.

1000

SENSİZLİGE ALIŞALI
BEŞ GÜN OLDU
BEŞ YAŞINDAYIM ŞİMDİ
ANNE YOK.BABA YOK
OKUMA YOK.YAZMA YOK
EV YOK,BARK YOK
BEŞ YAŞINDA BİR ÇOCUGUM
SICAKTA TRAFİGİN ORTASINDA
AGLIYORUM HERHALDE
BEN BÜYÜYÜNCE,
ARTIK HİÇ SEVMEYECEGİM
SENSİZLİGE ALIŞALI
BİN YIL OLDU
SENSİZLİGE, ALIŞAMADIM!

08 05 2002 Çarşamba

Tarihe yazdım adını
Damarımdan akan kanımla
Bülbül olmuştun artık
Tarihin son yaprağında
Umutsuz bir hayatta
Yaşamın son anında
Nasıl olsa birgün
Göreceğim mezar taşında
Yaşamım olacaktın belki
Gözlerimi kapadığımda
Yalnızlık dediğin nefes gibi
Belki gölgeydi yanıbaşımda
Rüyamda Yalnız sen
Bitmeyen gecenin sabahında
Güneş bile doğmuyordu
Adını anmadığımda
Duyamıyordum artık sesini
Yanımda olsanda
Çaresizce beklediğim
Gecenin Karanlığında