Esir Ettin

Neydi beni gözlerinde alıkoyan,

Bakınca onlara derinliklerinde kaybolan,

Umut da yoktu o anda habersiz sevdalardan,

Hayat akmış çile ile hep gözyaşlarından.

 

Neydi ellerindeki vazgeçilmezlik,

Tuttuğumda elini, içimi saran hasretlik,

Ayrılamasam da kalsam öylece dizlerinin dibinde,

Halbuki sevgide değmemiş hiç daha önce.

 

Neydi teninin kokusunda ki güzellik,

Kokladığında aklından hiç çıkmayacak,

Esir ettin beni, köle pazarında üç kuruşa,

Oysa koklamamış kimse sıcacık teninden huzurla.

 

Neydi diye sordum, bulamadım ilk anda,

Bir gün, işte o gün, tüm soruların cevapları,

 Sen vardın sevginle, mutluluğunla yanımda,

Anladım ki senin ellerini, gözlerini ve tenini,

Özel yapan her şey gizli sevdamda,

“Seni Seviyorum” dökülüyor dudaklarımdan huzurla

“Seni Seviyorum”……..

Fatih Tahiroğlu

Büyük Sevda

Bir kuşun sevda yüklü kanadında,

Dolaşmak isterdim dünyayı,

Dolaşıpta aramak, varsa eğer,

Bizimkinden güzel sevdayı,

 

Hayalde olsa şimdilik, baharlar, yazlar,

Kışlar korkutamaz yüreğinin sıcağında,

Zorda olsa, yasaklarda sarsa her yanımızı,

Yeniden doğarım inatla, teninin kokusunda,

 

Umut eker toprağa, seni beklerim hasatta,

Okyanuslardan gelir, bulurum yağmur bulutlarında,

Sen varken elmanın diğer yarısında,

Ölmem aşkım ölmem, yaşarım umutlarla.

 

En büyük aşk bu, yaşanıp zorluklarda,

Vazgeçmeden sevmenin hazzı ruhumda,

En güzel sevda bu, delicesine kapkara,

Yazacak bizden sonraki aşıklar, en güzel masallara.

Fatih Tahiroğlu

 

Yasak Elma

Adem ile Havva’nın yasak elması,

Leyla ile Mecnun’un buluşması,

Kerem’in Aslı için yanıp tutuşması,

Birde Sen ile kalbimin hesaplaşması.

 

Hepsi olsa da günah ile mutsuzluk,

Aklıma gelmedi hiç, bir parça umutsuzluk,

Dudaklarından dudaklarıma akan sonsuzluk,

Rüyalarımda çıktığım en büyük yolculuk.

 

Vazgeçmedim, vazgeçmem asla senden,

Kalbinde küçük bir yer bahsediyor benden,

Sen ayrılmayacak kadar güzelsin gözlerinden,

Gülerken esir ettin beni, melek yüzünden.

 

Yalnız sihirli o iki kelime,

Dağıldığım bu alemden getirir kendime,

Fısıldarken kulağıma, yavaş yavaş söyle

Düşüp ölebilirim mutluluktan bak ellerine.

 

Sonra istersen bir ömür hiçbir şey söyleme,

Dizlerinin dibinde, bakayım gözlerine.

Hani günahı benimdi ya bu aşkın, suçu seninse,

Mutlu olalım, gömerim ben hepsini yüreğime.

 

Daha nasıl anlatılır bilmem ki bu sevda,

Yasak elma olsak da biz birbirimize,

Mutlu olmak herkesten çok hakkın senin de.

Biraz cesaretle yaşa ve fısılda o iki kelimeyi,

Önce sen mutlu ol beklerim ben sıramı,

Senden sonra, senle mutluluk elbet benimde.

Fatih Tahiroğlu

Suyun Yüzü

Suyun Yüzü

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
savrulur kırık güller gönül bahçeme., akar gözlerimde hasretin,
vurulur sana bilenen günlerim, uğruna can verilen bakışlar tarafından.,
isyan kokar çığlıklar.., akar fırtına….
Bırakır eşiğimize kar kokan adını, yaşamın kapıları sürgülenir,
toprağa belenen ağıtlar kalır ardından,
gün soyunur omuzlardan tan vakti, el değmemiş düşlerim lekelenir.
Gizem olur gamzedeki caziben,
ağarır yarınlarım.,
kalır serkeş rüzgarlarda teninin utancı…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
“Bir seni sevmiştim ölesiye” nağmeleri geçer, yağmur buğusu kirpiklerinde..
Eşkıya olur aynalar, yorgun mahzenlerde,
sürgüne soyunur ümitlerim,
kırılır tebessüm…
Kalır bir hatıra mesafesi aramızda, mahşer olur geceler,
yorulur seni taşıyan gözlerim,
üşür ateşe selam verenler, devrilir düşler.,
süzülür gecenin kollarında aşk,
ve, felaket olur yokluğun, eylül yapraklarında
kalır celselerde şuh kadın merhameti…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
bir tetikte üşüyen umutlarım dağılır,
kalmaz takatim..,
Diyeti ödenen aşklar solar saçlarında,
yar olur soluğumdaki buse, acı yankılanır duvarlarımda,
iç kavgalarıma yetmez olur gücüm,
vurulur pusuda hayatım sabır kurşunlarıyla,
çöker yağmurlarım…
Oturur zaman suçlu sandalyesinde,armağan aşklar şahit
verilir hüküm,düşülür kayıtlardan bahar,
kalır çığlıkla aramızda birkaç dakika…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
hüznümü paylaştığım leylaklar solar..,
öksüz olur Yusuf pahalı çehrelerde,
yanık akar ırmaklarım yeşile inat..
Uysal kılınır yer, çalınır çocuk yanlarım,
gelir misafir hüzün lekeli bakışlarla,
ağlar Züleyha……
Ertelenir vuslatlar; bir tebessüm sonu,
geçer yüzünün modası aynalar boyu,
hıçkırıklar kuşanır hayat,
kalır ellerimde bir deste keder…., sana rehin olur bu gönül.
Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
yüreğimde yitik bir havar yükselir….

A VAHAP DAĞKILIÇ
Bu şiir Şairin GÜN GÖRMEMİŞ DÜŞLER adlı şiir kitabından alınmıştır.

Camekanda sergilenir bir gelinciğin intiharı

dalında kurumuş bir kasabayı
emzirir takvim
kanatları yolunmuş
taş basması bütün ahali

yüklenip giderken süvarisi aşkın
kızgın bir demirdir tutku

vakitsiz soğur
yitirmenin kireç teni
göğün ağışına sızar
zakkum acısı

camekanda sergilenir
bir gelinciğin intiharı

taze bir orospu kızarır yanaklarımda
tabanına gül kurusu döşenmiş bir evde

yüklenip giderken süvarisi aşkın
kızgın bir demirdir tutku

saçı örgülü kızlar
süpürür kapı önlerine tutkuları
içlerinde gömülü bir konuk
dağ kırlangıcı kanatlı

aşk minyatürleri silah kuşanır
köpek balıklarına karşı
batık bir gemi
yavukluyla kurulan yuva düşleri

yüklenip giderken süvarisi aşkın
kızgın bir demirdir tutku