Hani

Hani şimdi çektin gittin,
Ardında bıraktığını düşünmeden,
Sorumsuzca terk ettin,
Kıymet nedir bilmeden .

Hani birbirimize söz vermiştik,
Birbirimizi hiç üzmeyecektik,
Bizi ayıran bir tek ölüm olacaktı,
Bırakıpta gitmeyecektik.

Hani ne olursa olsun ayrılmak yoktu
İkimizde çok sevmiştik
Sevgimiz Ferhat ile Şirinin’kinden bile çoktu
Biz yemin etmiştik

Mehmet KATMIŞ.

Sana Değer

Deniz kenarıydı en mutlu olduğum yer,

Artık onu da terk ettim gitmiyorum.

Sahiller öksüz, yakamoz bensiz kalsın,

Ağlamaklı denizde ki tüm balıklar,

Her şeyim sensin, artık denizide sevmiyorum,

 

Gönül meyhanelerim tıklım, tıklımdı her akşam,

İçtim aşk şarabını elinden, daha içmiyorum,

Çektim elimi ayağımı dünyevilerden,

Sen varken yanımda, başka şey görmüyorum.

 

Çiçekte severdim eskiden her rengini,

Senden daha güzel çiçek mi var diye baktım, bulamıyorum.

Portakal çiçeğimsin, hazana vermediğin için kalbini,

Çok sevdim seni, her şeyden çok istiyorum.

 

Senden başka kimin dökülmüşse dudaklarından,

Bana fısıldanan “Seni Seviyorum”

Zannetme ki daha fazla değildi, senin sevdandan,

İşte bunu için ben hep seni özlüyorum.

 

Şiirlerim var birde gönül yaralarım,

Benden daha güzel anlatır onlar seni, biliyorum,

Ruhunla, bedeninle ve her şeyinle sen,

Benim olduğun o mutlu güne kadar,

Vazgeçemesem de seni yazmaktan tüm satırlara,

En azından şimdilik ara veriyorum.

Teninin sıcaklığını hissedince tüm benliğimde,

Eğer istersen sana söz, şiirlerimide terk ediyorum.

Fatih Tahiroğlu

Hayal Gözlüm

Umutlarım yeşeriyor, kurak topraklarda,

Sen HAYAL GÖZLÜM varken her an aklımda,

Sevda türküleri mırıldanıyor bu şehrin,

Seni düşündüğüm tüm sokaklarında.

 

Yasak resimlerde saklasa da kader seni,

Görsem sadece, koklayamasam da teninini,

Bilmek istemez miyim HAYAL GÖZLÜM,

Gözlerindeki parıltıların sebebi ben mi?

 

Kalbindeki tüm sevgilere sığamam ben,

Anladığında aşkımın büyüklüğünü bu alemden,

Gidemem HAYAL GÖZLÜM, çaresizim gidemem

Beklerim bir kenarda, söküp atsan da yüreğinden.

 

Bende sevda, koca bir ömür seni beklemekse,

Gelemesen de yanıma, beni sevdiğini bilmekse,

Yerine ağlayabilmekse HAYAL GÖZLÜM, gerekirse.

Sevgin yeterken, tebessümün mükafatım ise,

Bu dünyada değil, mahşerde de severim ruhun isterse.

 

HAYAL GÖZLÜM, yaktım gemileri rüyalarımda bile,

Dönemem asla, vazgeçemem seni sevmekten,

Her an kalbimde ve düşüncelerimde,

Sen varsın “Seni Seviyorum” derken.

Fatih Tahiroğlu

Sana Değmez

Ve ben;

Ben diye başlayıp sürüp giden bir hayatın içinde,

Birkaç satır şiirde rastladım sana

Mutluydum hem de çok, bu küçücük dünyamda,

Kimbilir belki de öyle geliyordu bana.

Uçsuz bucaksız başak tarlalarında koşan,

Küçük bir çocuk misaliydim,

Hep böyle düşündüm küçük ve sıcak yuvamda.

 Ve işte sen;

Beni sana getiren mutsuzluğundu belkide

Bu hayatta bunu hiç hak etmesende,

Sen ki her zaman yanımda, yakınımda iken de,

Sadece mutlu olmasını istediğim ve

Gördüğüm büyük insan olsan da!

Yüzünde gülücükler eksilmezdi, için kan ağlarklen bile,

Bana karşı, hep tatlı bir tebessümle dursanda,

Kalbin kanadığında yaralarını saracak,

Kimse olmadığında sıcacık kalbinin yanında,

Hep ben vardım, bir dost, bir arkadaş,

Ve senin nazarında her zaman bir büyük olsam da.

 Ve aşk;

Kalbim bir gün kayıp giderken ellerimin arasından sana doğru,

Engel olamadım Portakal Çiçeğim, durduramadım kendimi.

Savaştım tüm gücümle kalbimle uzun gecelerce ve yenildim.

Söz dinlemez zaten, hele beni hiç dinlemez mevzu sen olunca.

Bir anda buldum kendimi bu kara kapkara sevdanın içinde.

Aşk dedikleri buymuş işte tatmamışım hiç daha önce

Anladım birkaç dakikam senle geçince.

 Ve yine sen;

Teninin kokusunu hissettiğimde olanca gücümle,

Son hücreme kadar bütün benliğimde,

Ölene kadar hiç çıkmayacak sana söz,

Senden daha güzel gördüğüm en güzel gözler,

Yine senindi ve yine senin olacak.

Varmıydı benden daha mutlusu, daha ne ister bu fani.

Mutluyum senle, ellerin ellerimde.

Senin yanında olmak ve sadece seni sevmek için

Karşıma alırdım tüm bildiğim doğruları.

İmkansızdı belki hiç olmayacaktı aramızda bir kıvılcım,

Ama olsun yeniden yazdım dünyamı,

İçinde sen olan satırlarla, sadece senin için,

Ne güzel şeymiş, tüm gücümle söylemek

Seviyorum seni Portakal Çiçeğim.

 Ve yine ben;

Ellerin ellerime değdiğinde aldandım bu oyunlara,

Boynuma sarılıp ağladığın an var ya

Ben bittim, eridim ellerinde, titredi tüm bedenim,

Çırpındım etrafında, yakmak istedim dünyayı,

Sen ağlama ben yanayım, kavrulayım, senin için,

Yeterki sen gül diye akıttım gözyaşlarımı bu satırlara,

Her şeyimle ilaç olmak istedim kalbindeki yaralara.

Çok sevdim ama çok, kısacık senli hayatımda

Sen bilmesen de, görmesen de, anlamasan da.

O kadar çok sevdim ki, seni çıkartmak isterken,

Kendim düştüm bu dipsiz kör bataklığa.

 Ve mutluluk;

Yine olsamda yanında, ellerinin arasında,

Çok uzaksın artık, belki de kaf dağının ardında.

Benim mutluluğum olacak senin kısacık sevgin,

İnandığım birkaç günün anıları mırıldanacak dudaklarımda,

Mutlu edecek beni her düşündüğümde seni.

Anla Portakal Çiçeğim anla,

Giderken tüm mutluluklar benle kalacak.

Budur işte sevgi, gerçek ve karşılıksız olacak.

 Ve kader;

Pişman mıyım diye düşünüyorum, seni sevdiğime,

SANA DEĞMEZ benim sevgim bu kadar saf ve temiz haliyle.

Benden önce kimse bakmasa da sadece kalbine

SANA DEĞMESEDE, sen kıymetini bilmesende,

Ne benden önce ne benden sonra hiç sevilmesende,

Asla pişman değilim seni sevdim dediğim

O kısacık birkaç güne.

Kader örse de ağlarını tüm yollarıma,

Ben sakladım seni, gelecekteki günlerime.

Dedim ya sevdalım SANA DEĞMEZ diye,

İçimdeki açamayan tomurcukları sakladım,

Beni seven Portakal Çiçeğime.

 Ve hüsran;

Dolaştım senden ayrıldıktan sonra,

Kalbinin boş ve ıssız sokaklarında.

İnanmamıştım ilk başta, yalan demiştim söylediklerin

Çünkü sevmeden,sevilmeden nasıl bir ömür geçer.

Nasıl yaşar bir insan tüm yalnızlığı ile.

Görünce anladım kalbindeki karamış ve taşlaşmış

Sevgisiz ve kimsesiz ruh halini.     

Bir uçurumun kenarında bekleyen ve bir ayağı boşlukta.

Bir sen vardın eskiden, bundan sonra birde ben,

Neler yaptın bana böyle bir bilebilsen.

İşte bunun için sana diyorum ki;

Sen kimseyi sevemezsin ve sevilemezsin ömrün boyunca.

Deme ki bana sakın bu satırlar çok ağır diye,

Sen anlamazsın ki ne bu şiiri nede benim sevgimi.

Ben bu satırları yazdım ama sana değil

Tanıdığım melek huylu, güzel yüzlü birine.

 Ve sana pişmanlık;

Hiç kimse sevmedi seni benim kadar, benim gibi,

Ne benden önce, nede benden sonra.

İşte sen bunu bileceksin yaşadığın bu hayat boyunca.

Düşün gecelerce, sor bu soruyu kendine,

İnsan dediğin nedir ki, sevip sevilemedikten sonra,

İlerde bir gün dönüp baktığında ardına,

Ben olacağım sadece birkaç günlük sevgi adına.

Bu senin, sana en büyük hediyen ve

En büyük pişmanlığın olacak sevgisizliğin ve kendin adına.

 Ve gözyaşı;

Olamazsan Mecnun için Leyla,

Kerem için Aslı ve benim için sen,

Neye yarar ki, sevgi ve güzellik,

Ahh bunu bir anlayabilsen.

İstemem asla zorla olan ne sevgini,

Ne bedenini nede seni,

Birkaç güzel söz, bir parça kırık sevgi ile

Veremediysen o sıcacık kalbini,

Bari ağla bu satırlara biliyorsan eğer ağlamayı,

Benim için dökülsün gözlerinden birkaç damla gözyaşı,

İşte o zaman anlarım seninde bir kalp taşıdığını.

 Ve elveda;

Benden bu kadar Portakal Çiçeğim,

Beklemem asla seni büyük bir özlem ile,

Eğer bir gün hatırlarsan seninde kalbin olduğunu,

İstersen insanca karşılıksız sevilmek,

Ve ben bekliyor olacağım bu ömür boyunca,

Fırtınalarda sığınılacak bir liman gibi,

Dedim ya güzelim SANA DEĞMEZ

Ne seni nede o büyük özlemini,

Olabilirsen benim için sen,

Ben istiyorum, biricik ve dünyanın en güzel

PORTAKAL ÇİÇEĞİMİ.

Fatih Tahiroğlu

Işıktaki Karanlık Günlerim

 

Yalın duygularla sevgini yaşamak,

ve senin sesinle süslemekti yarınları hayalim.,
olmadı, olmuyor…,
nazar engeli heveslere takılıyor gönlüm.,
talihsizlik kokuyor hep içler acısı anlatamadıklarım…
Sancılı yarınsız şehirlerdeki suskunluğum,
ve tükenilmişliğim kalıyor saklı dakikalarda.
Cemreler düşüyor iklimlerime, örtüyor seslerimi.
Hasretlerim, ıslak gözlü duygusallığım,
on ikiye isabet etmeyen kurşundaki suç oluyor.
Yakalanıyor boş kovanlar…,yitiyor gençliğim hedef tahtalarında.
Konaklıyor ellerime acizliğin hüznü…
Adres yetersiz, geri geliyor yeşile yolladığım içimdeki düşler.,
sedyedeki nefes yetmiyor. Kalıyorum çaresiz.,
ömür haftalara bölünüyor, hatta günlere..,
Cuma pazarlarında satılan günlük aşkların, eteklerinde dökülüyor namus aşısı.
Sarıyor karanlık bastığında gecenin korkusu şehri…
Vefasızlığın;
müşteri karşısında ziyafet gibi duran kadınsı güzellikle rağbet görüyor,
sönük yıldızlara has bir hürmetle.,
yüreğimdeki sevda,
terazi keselerindeki terkedilmişliği ve mahmur bakışlarındaki asaletle kan kaybediyor…,

yıldırım ile yakalanıyor vebal.
Sevincimi paylaştığım menekşe, hakaret eden bir güzellik tavrında, kokmuyor.
Islak karanlıkta temiz kalan bir şehvet, gururun tatlı günahıyla vuslatta. Soluklarda uykuya direnen gözkapağı acziyeti…
Gülüyorsam kirpiklerimde ilkbahar, ağlıyorsam bir sıfır öndeyim.
Bir dilenci yalvarışı çiseliyor, gül bedenlere.
Gönüller bedbaht ve suçsuz infazda..
Kolalı gömlek ve biryantinli saçlarla karşılanıyor şiirdeki hıçkırıklar., ardından ocak söndüren tebessümler.
Katar vagonları sahipsizliğim yirmi beş, yanında dinmeyen göz yaşlarım bedava.
Yatı misafirliğine giden heyecanla tenler satılıyor, pencere pervazlarında. orijinalinden ucuz, ikinci el fiyatına.,
çocuksu memleketlerim yasta.,
günlerim küskün bir tutam yasemen.., ve gecelerimin üstündeki dolunayım silik., yorgan kenarı kaçamaklar tatsız.
Seni yaşamaya adanmış, yüzüme gözüme bulaştırdığım bu hayat, yalpa yapıyor, akit bozuyor.
Eriyor sevgiler, gül bahçeleri mahzun. Ellerim tutsak ve sesim yaralı. Çıkmazlardayım.
Furkan gözlerinden başka hiçbir yolum yok.

A.Vahap DAĞKILIÇ.
Bu şiir Şairin GÜN GÖRMEMİŞ DÜŞLER adlı şiir kitabından alınmıştır.

Çerçevenin İçindeki Bahar

Küçük ve boş bir çerçevenin içinde saklısın sen.
Bakmayı bilmeyenin göremediği,
Benimse;
Her bakışta keşfettiğim efsunlu bir bahar gibi.
Duvarların yok senin,
Bulutların var günün her anı ruhunu resmeden,
Ve saklambaç oynayan yaramaz güvercinlerin;
Parmaklarından gökyüzüne yükselen. 

Küçük ve boş bir çerçevenin içinde saklısın sen.
Yeşili sevmeyenin gidemediği,
Benimse;
Her adımda farkettiğim emsalsiz bir kumsal gibi.
Çakıl taşların yok senin,
Fallardan firar etmiş papatyaların var gökyüzüne uzanan.
Rengarenk bir gökkuşağı senin yüreğinden güne başlayan.
Ve umut kırmızısı bir toprak bakışlarınla sulanan.

Küçük ve boş bir çerçevenin içinde saklısın sen.
Etrafında kan kırmızısı ve mis kokulu güllerin olduğu,
Kıyısında şiir okuyan balıklarla dolu ırmakların bulunduğu,
Bakmayı bilmeyenin göremediği,
Benimse;
Şu küçük ve boş çereçevenin içine sığdırdığım koskoca bir bahar gibi.

29 Ekim 2009

Gökyüzü

Ahh… İstanbul!..

Dolaşırken sokak sokak
Geçerken caddelerden
Tarih kokuyor her içime çektiğim nefeste
Ah istanbul! …

Beyazıttaydım bugün kapalı çarşıda
Gökleri süslemiş bayraklar siyah beyaz
Herkeze nasip olmaz
Ayrı bir duygu istanbulda beşiktaşı yaşamak

Dolaşırken kalabalığın içinde
Bir grup ekmek peşinde sarraflar
Dericiler,Çiniciler,Antikacılar
Turistler dört bir yanda resimler çekerken
Hayran kalırlar her bir portresine
Gölgesinde yaşadığım
Hüzünlerin aşkların
En güzel şarkıların yazıldığı
Tarihin göbeğindeydim bugün
Ah İstanbul! …

Kapalı çarşıdan verdinmi kendini sahile doğru
Mahmut bey yokuşu
Her köşesinde
Onlar,Binler,Onbinler
Türkü söyler dilsizler
Şaşıpta kalmayın misafirler
Kalpten gelir nameler
İstanbul işte
Dilsizlere bile şarkı söyletirler

Mahmutbeyden aşağı sarkarken sessiz sessiz
Karşında büyük cami
Havlusunda güvercinler
Çevresinde buğday atanlar
Galatadan esen rügar
Eminönü, sirkeci haliç
Buram buran tarih kokuyorlar

Ben ise
Sessiz günlerim içinde
Yanlız
Bir başıma
Ruhum ortaköyde sabah kahvaltısında
Yanımda bir sandalye hep boş
Duyursakta boş
Duyurmasakta boş
Demek hep orda boş kalacaklar

İstanbulun kalabalığı içinde
Yalnızlığı geliyor her defasında aklıma
Kime baksam
Neyi görsem
İçimde
Yalnızken ben
İstanbulun kalabalığı içinde hep yalnızım ben

Yaş otuz
Bir varız bir yokuz
Tarih gibisin yalnızlığımda
Ah ulan İstanbul! …

 
Vedat Okkar

Yakamoz vurmuş deniz dalgaları

Sensiz doğan güneş aydınlatmaz buraları..
Kalbimdedir yakamoz vurmuş deniz dalgaları..
Sana hasretime şahitlik yapar gecenin yıldızları..
Gözlerindir unutturan uzaklara gittiğim yolları..
Sen gittiğinden beri sarılır bana yalnızlığın kolları.
Tenin tenimi kavurur ellerimde kalan sevdanın yanıkları..
Bu yalnız şehre seni kattım;bırak biraz gülümsesin sokak lambaları..

Senle olmak en güzel suç

Bir yangın yeridir yüreğim,bir umut bekçisi..

Sevdamı sana kitleyip biraz gülümsemeni kattım sessizliğime..

Seni kana kana içtim ölüm denilen kadehte..

Yine gece düşer gözlerime,sabah hasretini yaşatır kıvranırım acılar içinde..

Deniz dalgaları sensizliğe isyankar,ben de çakılları ıslatırım göz yaşlarımla..

Hafiften bir kasım yağmuru altında seni saklarım toprak kokusunun koynunda..

Hayatımın soğuk gölgesinde beklerim seni gelme ihtimalin olmasa da..

Sensizlik bana en büyük ceza,senle olmaksa en güzel suç..

Odamda kokun sardığında bedenimi;kaybolurum sonsuza kadar ruhunda..