Hayal Gözlüm

Umutlarım yeşeriyor, kurak topraklarda,

Sen HAYAL GÖZLÜM varken her an aklımda,

Sevda türküleri mırıldanıyor bu şehrin,

Seni düşündüğüm tüm sokaklarında.

 

Yasak resimlerde saklasa da kader seni,

Görsem sadece, koklayamasam da teninini,

Bilmek istemez miyim HAYAL GÖZLÜM,

Gözlerindeki parıltıların sebebi ben mi?

 

Kalbindeki tüm sevgilere sığamam ben,

Anladığında aşkımın büyüklüğünü bu alemden,

Gidemem HAYAL GÖZLÜM, çaresizim gidemem

Beklerim bir kenarda, söküp atsan da yüreğinden.

 

Bende sevda, koca bir ömür seni beklemekse,

Gelemesen de yanıma, beni sevdiğini bilmekse,

Yerine ağlayabilmekse HAYAL GÖZLÜM, gerekirse.

Sevgin yeterken, tebessümün mükafatım ise,

Bu dünyada değil, mahşerde de severim ruhun isterse.

 

HAYAL GÖZLÜM, yaktım gemileri rüyalarımda bile,

Dönemem asla, vazgeçemem seni sevmekten,

Her an kalbimde ve düşüncelerimde,

Sen varsın “Seni Seviyorum” derken.

Fatih Tahiroğlu

Sana Değmez

Ve ben;

Ben diye başlayıp sürüp giden bir hayatın içinde,

Birkaç satır şiirde rastladım sana

Mutluydum hem de çok, bu küçücük dünyamda,

Kimbilir belki de öyle geliyordu bana.

Uçsuz bucaksız başak tarlalarında koşan,

Küçük bir çocuk misaliydim,

Hep böyle düşündüm küçük ve sıcak yuvamda.

 Ve işte sen;

Beni sana getiren mutsuzluğundu belkide

Bu hayatta bunu hiç hak etmesende,

Sen ki her zaman yanımda, yakınımda iken de,

Sadece mutlu olmasını istediğim ve

Gördüğüm büyük insan olsan da!

Yüzünde gülücükler eksilmezdi, için kan ağlarklen bile,

Bana karşı, hep tatlı bir tebessümle dursanda,

Kalbin kanadığında yaralarını saracak,

Kimse olmadığında sıcacık kalbinin yanında,

Hep ben vardım, bir dost, bir arkadaş,

Ve senin nazarında her zaman bir büyük olsam da.

 Ve aşk;

Kalbim bir gün kayıp giderken ellerimin arasından sana doğru,

Engel olamadım Portakal Çiçeğim, durduramadım kendimi.

Savaştım tüm gücümle kalbimle uzun gecelerce ve yenildim.

Söz dinlemez zaten, hele beni hiç dinlemez mevzu sen olunca.

Bir anda buldum kendimi bu kara kapkara sevdanın içinde.

Aşk dedikleri buymuş işte tatmamışım hiç daha önce

Anladım birkaç dakikam senle geçince.

 Ve yine sen;

Teninin kokusunu hissettiğimde olanca gücümle,

Son hücreme kadar bütün benliğimde,

Ölene kadar hiç çıkmayacak sana söz,

Senden daha güzel gördüğüm en güzel gözler,

Yine senindi ve yine senin olacak.

Varmıydı benden daha mutlusu, daha ne ister bu fani.

Mutluyum senle, ellerin ellerimde.

Senin yanında olmak ve sadece seni sevmek için

Karşıma alırdım tüm bildiğim doğruları.

İmkansızdı belki hiç olmayacaktı aramızda bir kıvılcım,

Ama olsun yeniden yazdım dünyamı,

İçinde sen olan satırlarla, sadece senin için,

Ne güzel şeymiş, tüm gücümle söylemek

Seviyorum seni Portakal Çiçeğim.

 Ve yine ben;

Ellerin ellerime değdiğinde aldandım bu oyunlara,

Boynuma sarılıp ağladığın an var ya

Ben bittim, eridim ellerinde, titredi tüm bedenim,

Çırpındım etrafında, yakmak istedim dünyayı,

Sen ağlama ben yanayım, kavrulayım, senin için,

Yeterki sen gül diye akıttım gözyaşlarımı bu satırlara,

Her şeyimle ilaç olmak istedim kalbindeki yaralara.

Çok sevdim ama çok, kısacık senli hayatımda

Sen bilmesen de, görmesen de, anlamasan da.

O kadar çok sevdim ki, seni çıkartmak isterken,

Kendim düştüm bu dipsiz kör bataklığa.

 Ve mutluluk;

Yine olsamda yanında, ellerinin arasında,

Çok uzaksın artık, belki de kaf dağının ardında.

Benim mutluluğum olacak senin kısacık sevgin,

İnandığım birkaç günün anıları mırıldanacak dudaklarımda,

Mutlu edecek beni her düşündüğümde seni.

Anla Portakal Çiçeğim anla,

Giderken tüm mutluluklar benle kalacak.

Budur işte sevgi, gerçek ve karşılıksız olacak.

 Ve kader;

Pişman mıyım diye düşünüyorum, seni sevdiğime,

SANA DEĞMEZ benim sevgim bu kadar saf ve temiz haliyle.

Benden önce kimse bakmasa da sadece kalbine

SANA DEĞMESEDE, sen kıymetini bilmesende,

Ne benden önce ne benden sonra hiç sevilmesende,

Asla pişman değilim seni sevdim dediğim

O kısacık birkaç güne.

Kader örse de ağlarını tüm yollarıma,

Ben sakladım seni, gelecekteki günlerime.

Dedim ya sevdalım SANA DEĞMEZ diye,

İçimdeki açamayan tomurcukları sakladım,

Beni seven Portakal Çiçeğime.

 Ve hüsran;

Dolaştım senden ayrıldıktan sonra,

Kalbinin boş ve ıssız sokaklarında.

İnanmamıştım ilk başta, yalan demiştim söylediklerin

Çünkü sevmeden,sevilmeden nasıl bir ömür geçer.

Nasıl yaşar bir insan tüm yalnızlığı ile.

Görünce anladım kalbindeki karamış ve taşlaşmış

Sevgisiz ve kimsesiz ruh halini.     

Bir uçurumun kenarında bekleyen ve bir ayağı boşlukta.

Bir sen vardın eskiden, bundan sonra birde ben,

Neler yaptın bana böyle bir bilebilsen.

İşte bunun için sana diyorum ki;

Sen kimseyi sevemezsin ve sevilemezsin ömrün boyunca.

Deme ki bana sakın bu satırlar çok ağır diye,

Sen anlamazsın ki ne bu şiiri nede benim sevgimi.

Ben bu satırları yazdım ama sana değil

Tanıdığım melek huylu, güzel yüzlü birine.

 Ve sana pişmanlık;

Hiç kimse sevmedi seni benim kadar, benim gibi,

Ne benden önce, nede benden sonra.

İşte sen bunu bileceksin yaşadığın bu hayat boyunca.

Düşün gecelerce, sor bu soruyu kendine,

İnsan dediğin nedir ki, sevip sevilemedikten sonra,

İlerde bir gün dönüp baktığında ardına,

Ben olacağım sadece birkaç günlük sevgi adına.

Bu senin, sana en büyük hediyen ve

En büyük pişmanlığın olacak sevgisizliğin ve kendin adına.

 Ve gözyaşı;

Olamazsan Mecnun için Leyla,

Kerem için Aslı ve benim için sen,

Neye yarar ki, sevgi ve güzellik,

Ahh bunu bir anlayabilsen.

İstemem asla zorla olan ne sevgini,

Ne bedenini nede seni,

Birkaç güzel söz, bir parça kırık sevgi ile

Veremediysen o sıcacık kalbini,

Bari ağla bu satırlara biliyorsan eğer ağlamayı,

Benim için dökülsün gözlerinden birkaç damla gözyaşı,

İşte o zaman anlarım seninde bir kalp taşıdığını.

 Ve elveda;

Benden bu kadar Portakal Çiçeğim,

Beklemem asla seni büyük bir özlem ile,

Eğer bir gün hatırlarsan seninde kalbin olduğunu,

İstersen insanca karşılıksız sevilmek,

Ve ben bekliyor olacağım bu ömür boyunca,

Fırtınalarda sığınılacak bir liman gibi,

Dedim ya güzelim SANA DEĞMEZ

Ne seni nede o büyük özlemini,

Olabilirsen benim için sen,

Ben istiyorum, biricik ve dünyanın en güzel

PORTAKAL ÇİÇEĞİMİ.

Fatih Tahiroğlu

Ahhh Anne

Ahhh anne, kapattım sevdamı, kilitli sandıklara,

Aşk, ne sınır dinler, ne yasak nede para bu dünyada

Herkes sever gücü kadar ya da umutlarınca,

Herkes sever insan olduğu için herkes kadar eşit şartlarda,

Buna aşk denir, bundan sonrası kara, kapkara sevdalara,

Giden yollarda ömür eskitmekmiş sevmek uğruna,

Bitti takatim, işte bak geldim gücümün sonuna,

Sonrası muamma, sonrası ızdırap ve sonrası sonsuzluk,

Ve bundan sonra aşktan muzdarip olan biz herkes,

Ya kaybettik sevdiğimizi yada kaybetmek istedik benim gibi,

Böyle düşünüyorken uyandım gecenin en karanlığında,

Kan ter içinde anladım, aslında benmişim anne,

Kaybolan oğlun, kara büyülü, kara sevdalarda

Efsunlu ilaçlar bile merhem olmaz yaralarıma,

Belki uzaklarda, çok uzaklarda, hiç gitmediğim diyarlarda,

Küçük bir kız çocuğu unutturur seni bana,

Dilini, dinini bilmediğim insanların aşk masallarında,

Kim bilir belki de yüreğimin kesif yalnızlığında,

Şimdiden kestirmek çok zor nerede ve nasıl olacaksa da,

Unutmak için gideceğim dünyanın bir ucuna,

Ya unutmak yada ölmek, belki de geri dönmemek,

Belki de daha acısı sensiz yaşamayı öğrenmek,

 

Ahhh anne, kapattım sevdamı, kilitli sandıklara,

Sorma sakın “Sen ne yaptın diye” bana,

Bilmiyorum ama bilmekte istemiyorum,

Hatırımda olan yalnızca aşkı var şu anda,

İflah olmam da unutmam da taa şuramda,

Sanırım sevdim be  anne, belki de şuursuzca,

Sevmenin acı verdiğini görmedim ki, ben hiç sende,

Bu deli oğlun alışkın değil, yüreğine gem vurmaya,

Özgür kırlarda, serbestçe dolaşan atlar gibi,

Filmlerdeki unutulmaz, büyük sevdalar gibi,

Büyük savaşların, korkusuz ve güçlü askerleri gibi,

Ölüme gülüp, sadece sevdiğine ölen aşkında,

Hayatından geçip, hayat veren sevdiği uğruna,

Dağ gibi, kale gibi, adam gibi derler ya işte öyle,

Bir adamın kalıntıları bunlar anne,

Oğlun bu anne, yada O’ndan geriye ne kaldıysa…

 

Ahhh anne, kapattım sevdamı, kilitli sandıklara,

Hayatımda olmayan keşkeler başlıyor işte ilk burada,

Bana kızdığın anlar var ya, anne hani saklandığımda dolaba,

Kulaklarımın sızısı sararken tüm bedenimi yavaşça

Ve az sonrasında ki,  sıcacık kucaklaşmalarda,

Unutulurdu yaşananlar o andan önceki tüm kavgalarda,

Keşke anne, keşke diyorum yaşadığım bu aşk da,

Kalbimin sızısı da senle yaşadığımız kavgalar gibi,

Aşkımla sıcak bir kucaklaşma ve son bulsaydı bir anda,

Ama olmuyor anne senden başkasıyla olmuyor asla,

Birde, canımı yaktığın anlar vardı ya anne,

Ben ağlarken utanmadan hıçkıra, hıçkıra karşında,

Dayanamayıp benle ağladığın zamanlarda,

Bütün acılarım biter ve mutlu olurdum yanında,

Keşke anne keşke O’da yaktığında canımı bir anda,

Senden sonra dünyada ilk defa O’nun karşısında,

Yine utanmadan ağlayınca hıçkıra, hıçkıra,

Benle ağlayıp üzüldüğünde azalsaydı acılarım,

Mutlu olabilseydik keşke, aşkı bulduğumuzda,

Hayat bu, herkesi dağıtıyor başka, başka yollara,

Senden başkasıyla olmadı anne zaten olmuyor da,

Hayatta ki güçsüzlüğümü ve zayıflığımı,

Gözlerimden akan en değerli gözyaşlarımı,

Hayatımdaki en değerli iki kadın gördü anne,

Başkası ne bilecek nede görecek bir daha asla,

Birisi sen, biriside beni benden eden,

 

Ahhh anne, kapattım sevdamı, kilitli sandıklara,

Gün ışığı ve umut uğramaz artık buralara,

Yalnızlık ve ben, ben ve karanlık zindanlar,

En yakın dostlar olduk, aşkımın sokaklarında,

Ben, bir çocuk ve birkaç umutsuz aşık daha,

Volta atıyoruz sanki ölüm cezası almış mahkumlarla,

Bitmeyen mahpus damının, sonsuz ve dar koridorlarında,

Fatih Tahiroğlu

 

Endamlı Duruşunu Götürüyorsun

ENDAMLI DURUŞUNU GÖTÜRÜYORSUN

Sen gittiğinde, neler götürüyorsun bende, farkında mısın.?
Miadı dolmuş sevdaların, çarmıha gerildiği yerde,
ırgat gülüşlerinde saklı olan, bahtımın garipliğini götürüyorsun….

Sırtımda yokluğunun rüzgarı., sarılmayan ayrılık,
ufkumda göz ardı edilmeyen amellerin bilinci,
seni düşündükçe kahraman, sensiz mağlup benliğim,
isyanda gecelerim.., çıplak şafaklar…
Nisan yağmurlarının özendiği, iç ağlamalarımı götürüyorsun….

Hasretlik., anlımıza sürülen yazgı, korkutulmuş acılar,
beyaz sayfalara çizilen hıçkırıklarım, renk vermiyor,
bana düşen armağan karanlıklar, küsüyor……
Aranan yıldızların, gözlerindeki buluntusunu götürüyorsun….

Çocukluk anılarımın masumiyetinde yoksul sevgim,
ay ışığıyla örtülü kabuslarım, görünmüyor uykulara,
kaç nefes kaldı ki sana,… kavuşmalara…
Serin gecelerde birlikte yattığım, koynumdaki tebessümünü götürüyorsun….

Gönül ıstırabıma mesafeli bakışların,
bir tokat gibi iniyor, kanı çekilmiş bulvarlarıma..,
nereye baksam, çekip giden seslerin….
Sen bende, gizemli fotoğrafındaki, üşüyen sokaklarımı götürüyorsun….

Hırpani bir aşık edası, yalınayak,
hayatı kararmış bir ışığa soyunuyor,
damlayan yıldızlara saklanıyor hüznüm…
Yürek çeperime vuran, sarı karanfil kırıklığımı götürüyorsun….

Geceler, gözlerimin ödediği bedel,
ağzımda buruk bir tat, solgun odalar,
yitiyor hatıralar, düşüyor yanlarımda gökkuşağı…
Sen.., üşüyen nağmelerimdeki, dudak sıcaklığını götürüyorsun….

Bıktıran nazların eşikte.., aynalarda dağılmayan efkar,
aşksız sönük duraklarda, puslu beklemeler…
Sen., yaşama yenilmiş kavgamdaki, sağılan umutlarımı götürüyorsun….

Bir hovarda sevda işte benimkisi, ölü zamanlara denk…
Sen bende neleri götürüyorsun, biliyor musun.?
Ne, kirpiklerinde dökülen, ölümcül ayrılığın soluğu,
ne, mahkum olacağım, görünmeyen acılar,
ne de, sensizliğe başkaldırışım,
sen bende..,
sen bende, sevgili kokusundan avare, sürgündeki gönlümü götürüyorsun.

A.Vahap DAĞKILIÇ.1988.Kadıköy-İst.

Bu şiir Şairin GÜN GÖRMEMİŞ DÜŞLER adlı şiir kitabından alınmıştır.

Üsküdar Sevgili, Üsküdar adamı

Tam hatırlamıyorum,
Şu an tam aklım yerim de değil,
Hiç bir zaman tam değildim.
Öyle bir zamandaydım.

Gözüküyordu uzaktan, seninle birlikte Üsküdar’da bir erkek.
Sana pek bi’ istekliydi, pek hevesliydi.
Ellerinden elleri kaymıyordu, eminim.
Yine gözetliyordu uzaktan sizi, Üsküdar’da bir erkek.

Yine tam hatırlamıyorum.
Şu an tam aklım ben de değil.
Her zaman öyleydi.
Onunla seni gördüğün zamanlar, bu zamanlardaydım.

 

Nerdesin?

Nerdesin?

Bekle beni dedin gittin.
Nerdesin yâr nerdesin?
İçimde bir derin sızı,
Nerdesin yâr nerdesin?

Gözlerim hep seni arar,
Dudaklarım seni sorar,
Gönlüm yara daim kanar,
Nerdesin yâr nerdesin?

Bazen sesini duyarım,
Geldin sanır, yanılırım.
Döner döner dolanırım,
Nerdesin yâr nerdesin?

Sen gittin yad ellere,
Beni düşürdün dillere.
Adım çıktı delilere,
Nerdesin yâr nerdesin?

Bir gurbet yolun’ düşürdü,
Gönlüme ateş düşürdü.
Gözlerime yaş düşürdü,
Nerdesin yâr nerdesin?

Cânânındım canım yandı,
Göğsümden yüreğim alındı.
Vuslat mahşere kalındı,
Nerdesin yâr nerdesin?

En Çok da Yokken Varsın

zaman
yokluğunun en ağır vurduğu saatlere ilerlerken
yokluğun
varlığın kadar büyük içimde
çözdükçe karışan bir bilmece gibi gece
seni böyle tastamam
içimde hissederken
bu kadar mutsuz olmam
neden ki sence

sokakta buluyorum kendimi bazen
avutuyorum sonra da
uyku tutmamıştır
bir şey takılmıştır diye aklıma
ama biliyorum ki sensin neden
hep sendin aslında
dipsiz bir kuyusun içimde
her şeyimi attım dolmuyor
ben de istiyorum olsun diye
ama inan ki, inan ki olmuyor

şehir bana düşman oldu sanki
hayaline bile değişemiyorum hiçbir mutluluğu
gül bahçesinde dikenlere dolanmak gibi
adım adım küçültüyorum İstanbul’u

hâlâ bakıyorsam aynaya
dışarı çıkmadan önce
belki bir gün olur da
beni görürsün diye
bir caddede
bir sokakta

sanki her yüz buruk
her yer soğuk
her şey donuk yokluğunda
benim değil gibi ellerim
artık en basitler en zor
yokluğuna alıştıkça
artıyor özlemin
hüzünlerim bire bin
sevinçlerim bine bir veriyor

bazen rastlıyorum o şarkıya
daha mı hüzünlü artık notalar
içimdeki yıkıntıya
ne kadar yağmur yağar
sensizlik nakaratımda
daha kaç nota var

ilham perim
iyilik meleğim
kırık penceremdeki büyülü çiçeğim
güneşim oldun
zamansız açtın
amansız soldun

sessizlikle mühürleniyor
sensiz geceler…

resimli şiirler

Gülüm Benim

 Birden girdin dünyama

Gecemde Gündüzümde

Her yerde,

Seni görür müydüm rüyamda?

Belki karda,

Belki yağmurda

Tıpkı rüzgara kapılan

İki yaprak gibi,

Savrulduk bir yandan bir yana

Biter bir gün bu coşku

Biter bu heyecan

Bitmeli zaten

Yoksa dayanılmaz.

İnişe geçmeli duygular

Dengeler sağlanmalı

Yeniden durulmalı

Hayata devam etmeli

GÜLÜM,

Devam etmeli…

Suskun Satırlar

SUSKUN SATIRLAR

Hatırladım da geçen yıl bu günü
Günlerden çarşambaydı zaman gece yarısı
Sevdamız susuyordu biz ağlıyorduk
Biz ağlıyorduk gözlerimiz karşı karşıya
Ellerimiz kenetlenmişti sanki,inadına susuyorduk
Sonra yağmur başlamıştı ağlamaya
Biz ağlıyorduk yağmur ağlıyordu doyasıya inadına
Sessizliğimiz yorulmuştu biz daha yolun başında
Çok vardı oysa sabaha ağlanacak çok şey vardı daha

Ne de çabuk olmuştu sabah ama sensiz
Ellerin ellerimdeydi hala, ama soğuk
Gözlerin daha nemliydi fakat kapalıydı
Ben kapamıştım ellerimle.
En son kuşum demiştin bana “beni unutma”
Bir de yankısını duymuştum sonra
“beni unutma”
Ben de yemin etmiştim sana
Sen duymamıştın oysa yeminimi asla, asla…
Ve seninleyim bugün günlerden yine Çarşamba
Zaman gece yarısı ellerin ellerimde desem ama…

Bugün sana öldü dediler , hayır dedim
İşte mezarı bedeni çürüdü dediler, bağırdım
O yaşıyor dedim mezarı benim
O yaşıyor ben yaşadığım sürece
benim bedenimde
Ve ben ölene kadar o benimle.
Ellerimi açtım Allah’a, gönlümü sana , yinee
Kuşum diye başladım cümleme
Bağırdım yaşadığını ispatladım herkese
İnandılar biliyor musun HE dediler.

Zamansız gidişin çok yıktı beni
İşte, sensiz yaşamayı öğrenemedim daha
Daha sensiz kaç Çarşamba kim bilir
Belki ben de yanında olmalıyım,hep seninle
Ama seni kim yaşatacak o zaman bedeninde.
Şimdi yaşıyorum seni yaşatıyorum aslında
Her Çarşamba , gece yarısı zaman
Kulağına geliyor mu bilmem birkaç mısra.
Seni şiirlere anlatıyorum önce
Sonra hep sana okuyorum o şiirleri
Bazen de en sevdiğin şarkıyı dinliyorum
Ya da bana seni anlatan şarkıyı
“Gülbebeğim”

Pek beli etmiyorum ama
Seni ne çok özlüyorum
Şimdi anlıyorum seni hala çok seviyorum.
Ne zaman ki günlerden yine Çarşamba olacak
Beni yanında bulacaksın
Ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimde olacak yine..
Bu defa ayıramayacak bizi
Ne rüzgar, ne yağmur, ne de suskun satırlar.

Gidiyorum

Gidiyorum


Gönlümün sarayında senle başladı şölen,
Tacı tahtı bıraktım kapında oldum kölen.
Benden önce buldun mu var mı yoluna ölen?
Dilinin yalanını çözerek gidiyorum.
Yaşananlar ortada yaptığın büyük ayıp,
Gözyaşı deryasında yüzerek gidiyorum.

Ayrılmazdım yanından severdim ömür boyu,
Aşk deyip hapsettiğin dibi görünmez kuyu,
Seç dedim yüreğime ret çıktı sana oyu,
Hicran yolculuğuna kızarak gidiyorum.
Bulanık sularında biten sabrı sınayıp,
Vefalı yüreğimi üzerek gidiyorum.

Tebessümle baktığım anılar olmayacak,
Gönlüm hasret kaldığı huzuru bulmayacak,
Biliyorum yaptığın yanına kalmayacak,
Sevdamı yalanlardan süzerek gidiyorum.
Gönlünün yıldızıyken uzak diyara kayıp,
Hüzün bulutlarında gezerek gidiyorum.

Zam yaptın çoğalıyor dertlerimin alayı,
Hazana erdi bitti yaşadığım gül ayı,
Bir daha bulamazsın gönlümdeki sılayı,
Hüzünler hanesine yazarak gidiyorum.
Kapattım hesapları borçluyu kendim sayıp,
Üzerine bir çarpı çizerek gidiyorum.

Dil yarası geçmezmiş uyarmıştım başından,
Kurtuldum dört mevsimde yaşattığın kışından,
Dikersin başucuma çatlak sabır taşından.
Yüreğimdeki devi ezerek gidiyorum.
Okundu artık sala hayat bulmaktan cayıp,
Aşkımıza mezarı kazarak gidiyorum

Yıldız toksöz