Arayış…

ARAYIŞ

Ben yolculukları sevdim, kendimi aramayı..

Bulamayınca evime dönmeyi özledim..

Evimde olmayı..
Ruhuma her eklenen yeni tecrübede ev sahipliği yapan dost insanları özledim..
Geçmişten bir dönemi özledim DÖNMEYİ istediğim..
Kendimi hatıralarımda bulamayınca,
Evime dönmek istedim…

ama evimi de bulayınca,..
Yine yeni yolculuklara çıkmak istedim..

Seyyah…

Seyyah

 

Endamlı Duruşunu Götürüyorsun

ENDAMLI DURUŞUNU GÖTÜRÜYORSUN

Sen gittiğinde, neler götürüyorsun bende, farkında mısın.?
Miadı dolmuş sevdaların, çarmıha gerildiği yerde,
ırgat gülüşlerinde saklı olan, bahtımın garipliğini götürüyorsun….

Sırtımda yokluğunun rüzgarı., sarılmayan ayrılık,
ufkumda göz ardı edilmeyen amellerin bilinci,
seni düşündükçe kahraman, sensiz mağlup benliğim,
isyanda gecelerim.., çıplak şafaklar…
Nisan yağmurlarının özendiği, iç ağlamalarımı götürüyorsun….

Hasretlik., anlımıza sürülen yazgı, korkutulmuş acılar,
beyaz sayfalara çizilen hıçkırıklarım, renk vermiyor,
bana düşen armağan karanlıklar, küsüyor……
Aranan yıldızların, gözlerindeki buluntusunu götürüyorsun….

Çocukluk anılarımın masumiyetinde yoksul sevgim,
ay ışığıyla örtülü kabuslarım, görünmüyor uykulara,
kaç nefes kaldı ki sana,… kavuşmalara…
Serin gecelerde birlikte yattığım, koynumdaki tebessümünü götürüyorsun….

Gönül ıstırabıma mesafeli bakışların,
bir tokat gibi iniyor, kanı çekilmiş bulvarlarıma..,
nereye baksam, çekip giden seslerin….
Sen bende, gizemli fotoğrafındaki, üşüyen sokaklarımı götürüyorsun….

Hırpani bir aşık edası, yalınayak,
hayatı kararmış bir ışığa soyunuyor,
damlayan yıldızlara saklanıyor hüznüm…
Yürek çeperime vuran, sarı karanfil kırıklığımı götürüyorsun….

Geceler, gözlerimin ödediği bedel,
ağzımda buruk bir tat, solgun odalar,
yitiyor hatıralar, düşüyor yanlarımda gökkuşağı…
Sen.., üşüyen nağmelerimdeki, dudak sıcaklığını götürüyorsun….

Bıktıran nazların eşikte.., aynalarda dağılmayan efkar,
aşksız sönük duraklarda, puslu beklemeler…
Sen., yaşama yenilmiş kavgamdaki, sağılan umutlarımı götürüyorsun….

Bir hovarda sevda işte benimkisi, ölü zamanlara denk…
Sen bende neleri götürüyorsun, biliyor musun.?
Ne, kirpiklerinde dökülen, ölümcül ayrılığın soluğu,
ne, mahkum olacağım, görünmeyen acılar,
ne de, sensizliğe başkaldırışım,
sen bende..,
sen bende, sevgili kokusundan avare, sürgündeki gönlümü götürüyorsun.

A.Vahap DAĞKILIÇ.1988.Kadıköy-İst.

Bu şiir Şairin GÜN GÖRMEMİŞ DÜŞLER adlı şiir kitabından alınmıştır.

Suyun Yüzü

Suyun Yüzü

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
savrulur kırık güller gönül bahçeme., akar gözlerimde hasretin,
vurulur sana bilenen günlerim, uğruna can verilen bakışlar tarafından.,
isyan kokar çığlıklar.., akar fırtına….
Bırakır eşiğimize kar kokan adını, yaşamın kapıları sürgülenir,
toprağa belenen ağıtlar kalır ardından,
gün soyunur omuzlardan tan vakti, el değmemiş düşlerim lekelenir.
Gizem olur gamzedeki caziben,
ağarır yarınlarım.,
kalır serkeş rüzgarlarda teninin utancı…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
“Bir seni sevmiştim ölesiye” nağmeleri geçer, yağmur buğusu kirpiklerinde..
Eşkıya olur aynalar, yorgun mahzenlerde,
sürgüne soyunur ümitlerim,
kırılır tebessüm…
Kalır bir hatıra mesafesi aramızda, mahşer olur geceler,
yorulur seni taşıyan gözlerim,
üşür ateşe selam verenler, devrilir düşler.,
süzülür gecenin kollarında aşk,
ve, felaket olur yokluğun, eylül yapraklarında
kalır celselerde şuh kadın merhameti…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
bir tetikte üşüyen umutlarım dağılır,
kalmaz takatim..,
Diyeti ödenen aşklar solar saçlarında,
yar olur soluğumdaki buse, acı yankılanır duvarlarımda,
iç kavgalarıma yetmez olur gücüm,
vurulur pusuda hayatım sabır kurşunlarıyla,
çöker yağmurlarım…
Oturur zaman suçlu sandalyesinde,armağan aşklar şahit
verilir hüküm,düşülür kayıtlardan bahar,
kalır çığlıkla aramızda birkaç dakika…

Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
hüznümü paylaştığım leylaklar solar..,
öksüz olur Yusuf pahalı çehrelerde,
yanık akar ırmaklarım yeşile inat..
Uysal kılınır yer, çalınır çocuk yanlarım,
gelir misafir hüzün lekeli bakışlarla,
ağlar Züleyha……
Ertelenir vuslatlar; bir tebessüm sonu,
geçer yüzünün modası aynalar boyu,
hıçkırıklar kuşanır hayat,
kalır ellerimde bir deste keder…., sana rehin olur bu gönül.
Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,
yüreğimde yitik bir havar yükselir….

A VAHAP DAĞKILIÇ
Bu şiir Şairin GÜN GÖRMEMİŞ DÜŞLER adlı şiir kitabından alınmıştır.

Özlemle Sevmek

Ömrümde hep delice sevmek istedim bir kadını,

Başını dayayıp bağrıma yavaşça ve sessizce,

Saçlarını okşamak isterdim, uzun, uzun,

Koklamak ve yeniden okşamak, çıkararak tadını,

 

Boynuma sarılsın isterdim, doya, doya korkmadan,

İçinden geldiği gibi, dürüstçe ve utanmadan,

Varlığımız huzur dolsun, ruhumuz sıkılmadan,

Belki de ağlamak, ama gözyaşlarını akıtmadan,

 

En sevdiğim şey olsun isterdim, onun yanındayken,

Dizlerine yatayım, bıkmazken ve usanmazken,

Konuşmadan, umutla, sadece gözlerine bakarken,

Oda baksın sevgi yeşili gözleriyle, elleri ellerimdeyken.

 

Öyle çok sevdim ki seni, masum ve dürüstçe,

Sakladım sandıklara, hiç azalmasın sevgim diye,

Yalnızca seni ve yine bıkmadan usanmadan,

Özlemle sevmek için, dünde ve bugünde,

Özlemle beklemek için, yarında ve gelecekte,

Hazırım bir ömür beklemeye, ruhumda ve bedenimde.

Fatih Tahiroğlu

Sevgili Öğretmenim

Sevgili Öğretmenim

Sevgisinin sonu yok,

Kalbinin şefkati çok,

Gönlü büyük, gözü tok,

Sevgili öğretmenim.

Bilgisi ışık saçar,

Sözleri gönül açar,

Ruhum sevinçen uçar,

Sevgili öğretmenim.

Bekliyoruz yolunu,

Sardık sağla solunu,

Uzat bize kolunu

Sevgili öğretmenim.

Toplandık dizi, dizi,

Sev, okşa hepimizi,

Sensin okutan bizi,

Sevgili öğretmenim.

Doğru yol gösterirsin,

Okutur, eğitirsin,

Bize bilgi verirsin,

Sevgili öğretmenim.

Seni candan severiz,

Saygı duyar överiz,

Ellerinden öperiz,

Sevgili öğretmenim!..

Hapis Kuşlar

HAPİS KUŞLAR

Sevimsiz bir yara baskın çıkıyor bütün hatıralara.

Oysaki güzel hatırlamak istiyorum seni.

 Fakat her defasında koyup gitmen değil de,

Aldatıp gitmen öne çıkıyor.

 Sonra bir türkü tutturuyorum, bir sigara acı acı, dumanı tepemde tüttürüp duruyorum.

Bilmem ki nereye çıkar bu içimdeki büyük boşluk.

 Hapis kuşlar gibi çırpınıp duruyorum.

Bugüne kadar ne söylediysem hepsini unut, hepsini sil ve ne varsa bize dair yırt bu gece…

Ben bütün söylediklerimi unuttum, ben bana ne ettinse hepsini unuttum.

Sen söylediklerimi, sen beni unut bu gece…

İstanbul’da seninle kaybolmak güzeldi, sevmek de…

Bilmezdim seni kaybetmeden önce sevgisizliğin, sensizliğin dağları taşları bile un ufak ettiğini.

Bilmezdim sevgin karşısında, dağdan, taştan, yardan düşeceğimi, toz toprak olacağımı ve kalbimde doldurulması imkânsız bir oyuk açacağını.

Ne yaparsam yapayım gülüm, içimdeki sensizlik boşluğunun dolmayacağını…

Hapis kuşlar gibiyim, dövündükçe kanatlarım kırılıyor.

Çarpıp duruyorum sensizlik kafesine, nem kalmış ki, ben kalayım adı yokluğun olan bu gecede.

Sürgünlerimi çoğaltmaktan başka ve senli acı hatıralara dolanmaktan başka hiçbir şeyim kalmadı gülüm…

Bana hiçbir çıkış yolu bırakmadın.

Senden sonra bir kartal gibi tırnaklarımı kendi ellerimle söktüm.

Bağırtılarım şehirleri boğsa da, kimse çıt çıkarmadı.

 Kendimle kaldım çok ve kendimle ağladım hapis kuşlar gibi.

Bilmeliydin hapistim, bilmeliydin kanatlarımı sökmekten gelmekteydim.

Bilmedin dahası aldattın, çaresizliğimden, hapisliğimden faydalandın.

Gözlerim kördü göremezdim, çünkü yüz bin defa sana ölmekten gelmiştim.

Çünkü kördüm, çünkü göz kapaklarım arası gel gitlerde gurbetimdin…

Anlamazdım, yapamazdım, yapmazdın, öyle sanmıştım, beni benden daha çok sever saymış, sonuna kadar aldanmıştım.

Fark ettiğimde, dünyamı yerle bir ettiğinde hiçbir şey yapamadım.

Çünkü hapis kuşlar uçamaz gülüm…

Murat İnce

Sen Hiç Sensiz Kaldın Mı?

Sen Hiç Sensiz Kaldın mı?

Sensizlik öyle zorki sevgilim
Şubat soğuğuna benziyor
Bir taraftan üşütüyor
Diğer taraftansa donduruyor

Okadar zorki sensizliğin acısı
Korkutuyor yüreğimi ürkütüyor
Bir yılan misali
Üşütüyor yüreğimi tiksindiriyor

Canımdan canlarım kopuyor sensiz
Ağır halli hastaya dönüyorum
Okadar zorlanıyorumki sensiz
Yüreğime kurşunlar yağdırıyorum

İçim tükeniyor senden haber alamayınca
Yollara düşesim geliyor
Tanıdık tanımadık herkese
Adresini sorasım geliyor

Ağır hücre mahkumu gibi
Geçmiyor bir türlü sensizlik
Canıma kadar öyle sevmişimki
Kör olası bu yalnızlıklar

Mutsuz oluyorum haberin gelmeyince
Ağır ağır ölüyorum
Offfff beee canım sevgilim
Gelde bu yalnızlıkları öldürelim

Olmuyor sensiz hayat
Çekemiyorum sensizliği
Olmuyor sensiz yaşam
Bilki ben sensiz ölür giderim

SEN HİÇ SENSİZ KALDINMI?

Hayat Seninle Güzel

Bir midye kabuğunun içinden
Çıkarsam sevgilerimi
Tane tane dizsem boynuna
Yine de az gelir sevmelerim
Bilirim
Bu gece  kendimi anlatıyorum sana
Avuçlarıma bir bak
Bütün sevmelerin burada yazılı
Kaç kere dokunduğunu
Hiç saymadın ki
Saatler beni durdurmasada
Yaşlanmam sensiz olsa da
Dur diyemem ki
Sana olan haykırışlarım
Sayfalar dolusu yazdıklarım
Sen şiir  diye okurken
Seni anlattıklarımdı
Bir güneş kadar degerli olmasam da
Dünyanda
Kar kadar beyaz
Karda açan kardelen gibi
Saf ve temiz sana olan duygularım

Şimdi
Cennet ve cehennem arası
Karanlık bir yerdeyim
Mehtap düşerken denize
Ben sadece gölgeni arıyorum
Seni düşünmekten vazgeçmiyorum diye
Dalgalar da sahile sarılmaktan
Bir an olsun vazgeçmiyor
Sen yoksun diye değil
Beni anlayacak
Kimse olmadığı için
Bıraktığın yerdeyim
Hani martılara
Ekmek atardık ya
Toplanırlardı tepemize
Şimdi onlar bir parça ekmeğe
Bense sana muhtaç
Bir kuru ekmek kadar sevgine

Şimdi ne olur gel
Kapatacaksak gözlerimizi bu hayata
Ellerin elimdeyken
Çekilsin ruhumuz bedenimizden
Ve sen yanımdayken
Elveda diyelim
Nasılsa öyle ya da böyle
Tükenecek birgün bu hayat
Ama seninle
Dizinde uyuyarak
Beraber yaşlanarak
Her şeye rağmen
Anladım ki
Hayat seninle güzel
Hemde kahve kokan gözlerin gibi

Celal Keklikçi

Mahşere Kadar Seveceğim

mahşere Kadar Seveceğim
ruhumu yerlere serip hasret çektirende olsan
ne aşkına beddua nede sana kinim var
deryaya akar gibi dertlerle dolsam da
seni mahşere kadar sevmeye yeminim var.
gözlerimden aksa da kanlı yaşlar
dilimde olmaz sana beddualar
seni inan seveceğim sevgilim
hem de mahşere kadar.

Mahşere Kadar Seveceğim
ruhumu yerlere serip hasret çektirende olsan
ne aşkına beddua nede sana kinim var
deryaya akar gibi dertlerle dolsam da
seni mahşere kadar sevmeye yeminim var.
gözlerimden aksa da kanlı yaşlar
dilimde olmaz sana beddualar