SÜPHAN

SÜPHAN

Dumanlı başınla yüce göklerde,
Yıldızlarla, semayla konuşursun.
Eteklerin altın kumsalda, yerde,
Engin mavi sularla buluşursun.
Bir başkadır senin heybetin Süphan.

Arzın kalbinden fışkırdın göklere,
Yücelik kattın konduğun yerlere,
Eteğinle yayılmışsın düzlere,
Duruşun farklıdır başka dağlardan,
Alemi yandırır ateşin Süphan.

Ahlat,sarılmış eteğine, beline,
Sual olmaz kara, kışa, seline,
Garip köylüm bakar durur eline
Baharla birlikte canlanır her yan,
Halkımı doyurur himmetin Süphan.

Acın var bilirim, ama nerende?
Elif mi, Mahmut mu yandı sinende?
Bir garip sesler duyulur bazen de,
Yanık türküler söylersin durmadan,
Gönlümü kavurur yakışın Süphan.

Ad konurken ta ezelden dağlara,
Yaradan adını bahşetmiş sana,
Sözüm yoktur azametinden yana,
Korku salarsın düşmana uzaktan,
Kalpleri titretir bakışın Süphan.

Ahmet ALPTEKİN

Yalnız Geceler

YALNIZ GECELER

Güneş batınca başlar bende hüzün,
Anlatması zor bunu hecelerin.
Gece saklanan yüzüdür gündüzün,
Bense yalnız çocuğu gecelerin.

Ne bir ses, ne bir fısıltı, ne de yar,
Kâbus gibi çöker birden sağırlık.
Gözlerimin kaybettiği bir şey var,
Düşmüş kapaklarındaki ağırlık.

Başımın altında duran taş mı ne?
Nedir çektiklerim yeter sizlerden.
Mızraklar saplanır sanki beynime,
Suret çizilir tavanda izlerden.

Küçük penceremde bekler sabahı,
Pınarı kurumuş yorgun gözlerim.
Söyleyin beni tutan kimin ahı,
Gecelerle karıştı gündüzlerim.

Vakte meydan okuyan saatlerin,
Kafamda balyoz gibi tik takları,
Kahreder beni yalnız gecelerin,
Uykusuz, boş ve soğuk yatakları.

Ahmet ALPTEKİN

Sevda

SEVDA

Altın sarısı o kumral saçların,
Buğdaysı tenine ne güzel uymuş.
İçimi yaktı yeşil bakışların,
Sevda dedikleri galiba buymuş.

İncecik belinle fidansı boyun,
Ceylanı andırır ürkektir huyun.
Kafkaslı mı yoksa kız senin soyun,
Belli, asaletin yüzüne vurmuş.

Yıllardır aradığım “Seni” buldum,
Bakışlarını bir an hayra yordum.
Usulca yaşınız kaç diye sordum,
Çok yazık benden bir hayli ufakmış.

Yanındakine, kim bu ,diye sordun,
İçime düşen bir ateştin, kordun.
Beni derinden , ta kalbimden vurdun,
Sen de farkettin gözlerim dolmuş.

Hissettim gözlerini çektiğini,
Bana nasıl bir rol biçtiğini.
Anladın aklımdan ne geçtiğini,
Üstelik senin bir sevdiğin varmış.

Niçin burktun bu yaralı yüreği,
Mutluluklar sana iyilik meleği.
Zamansız açan kardelen çiçeği,
O gülen yüzünü gamzeler sarmış.

Elime bir tutam karanfil verdin,
Soyuldu yaram, tazelendi derdim.
Ya ben bu dünyaya çok erken geldim,
Ya da , biri gelmede çok geç kalmış.

Ahmet ALPTEKİN

Nazlı Gelin

NAZLI GELİN

Bir nazlı gelin gibisin göklerde,
Süzdürür durursun gözlerini.
Kutsal bir ışık olursun yüzlerde,
Gözlerim dolar seyrederken seni.

Milli marşımı dinlerken törende,
Gönlümdeki bam teline dokunur.
Nazlı nazlı salınırsın gönderde,
Mutluluğun gözlerinden okunur.

Yıldızın hilale ne güzel uymuş,
Al rengini şehitlerden tanırım.
Seni sevdiğimi dünyalar duymuş,
Okşadığın rüzgârı kıskanırım.

Şehidim bir başkadır kucağında,
Bağrı yanık ana gibi sararsın
Bakışların yurdun dört bucağında,
Mavi göklerde, her yerde sen varsın.

Savaşlarda, barışta da öndesin,
Duruşun gurur verir milletine.
Rüzgârlar estikçe duyulur sesin,
Türküler söylersin kendi kendine.

Alma n’olur gözlerimden ferini,
Derdin nedir,söyle, bileyim.
Sen tayin et göklerdeki yerini,
Emret seni oraya ben çekeyim.

Türkmen gelinim,canım, al bayrağım,
Sar, sar beni kollarında öleyim.
Sıcak kucağın olsun son yatağım,
Cennette dirilip sana geleyim.

Ahmet ALPTEKİN

Güzel Gözlü Kız

GÜZEL GÖZLÜ KIZ
Ey güzel gözlü kız!
Gökyüzünde bir yıldız
Yeryüzünde ceylan
Bakışlarınla ürkeksin
Seni kalbime gömdüm
Artık hiç ölmeyeceksin;
Taki ben ölünceye dek
Hep beni bekleyeceksin.

Kalbimin her vuruşunda
Kapımı çalar gibi,
Uyandıracaksın beni
Gönlümü yaktın artık,
Sen de sönmeyeceksin.

Belki bir gün gidecek,
Bir daha dönmeyeceksin.
Ve…
Seni ne kadar sevdiğimi,
Hiç…
Ama hiç bilmeyeceksin.
Ahmet Alptekin

BİZ KÖY ÇOCUĞUYUZ

BİZ KÖY ÇOCUĞUYUZ

Biz bu dağların köy çocuğuyuz,
Soğanı yumruğumuzla kırarız.

Toprak kokar bedenimiz, tenimiz,
Yanık çıkar türkü olur sesimiz,
Koçyiğidiz bilinmezmi yerimiz,
Biz bu toprağın yiğit çocuğuyuz,
Biz vatan uğruna can, can veririz.

Kavga dendimi ölesiye varız,
Dost olana biz de sadık yarız,
Havada kelebek gibi uçarız,
Biz bu toprağın yağız çocuğuyuz,
Biz kızdıkmı arı gibi sokarız.

Soframızı düz ovaya kuirarız,
Misafirsiz oturmaya korkarız,
Aç kimseler var mı diye sorarız,
Biz bu toprağın cömert çocuğuyuz,
Biz ancak misafirle doyarız.

Çatal, kaşık, bıçak nedir bilmeyiz,
Oturur bir kuzuyu elle yeriz,
Geride başka bir şey var mı deriz,
Biz toprağın pehlivan çocuğuyuz,
Biz ayranı bakraçlarla içeriz.

Mecnun olur çöle iner gezeriz,
Kerem olur yanar yanar döneriz,
Ferhat olur nice dağlar deleriz,
Biz kıraç toprağın mert çocuğuyuz,
Biz sevdikmi adam gibi severiz.

Kalleşe, namerde dönüp bakmayız,
Korkakları adam bile saymayız,
Boş gürültüye papuç bırakmayız,
Biz bu toprağın asil çocuğuyuz,
Biz gürledikmi gök gibi gürleriz.

Biz bu dağların köy çocuğuyuz,
Soğanı yumruğumuzla kırarız.

Ahmet Alptekin

ÇİÇEĞİM

ÇİÇEĞİM

Sahneye çıkarken başladı sızım,
Bülbül gibi öttün, şakıdın durdun.
O nasıl konuşmaydı öyle kızım,
Beni yaralı yüreğimden vurdun.

Ellerim çenemde dinlerken seni,
Gerilere yıllar öncesine gittim.
Derin bakışların mest etti beni,
Ela gözlerinin renginde yittim.

Tıpkı O’sun , onun gibi konuştun.
Kelimeleri çok özenle seçtin.
Konuştukça doldun, boşaldın, coştun,
Koca sahnede kendinden geçtin.

Ellerin, mimiklerin hep aynıydı,
Aman Allahım! O mu yoksa dedim,
Gördüğüm bir gerçek mi, rüya mıydı,
Dondum iliklerime dek titredim.

Canlandı gözümde hatıralarım,
Durdular bir resim gibi önümde.
Şimdi yaşadığım dakikalarım,
Ömür boyu unutulmaz değerde.

Sözlerin bal gibi aktı çiçeğim,
Dilinden,kirazsı dudaklarından.
Haydi gel kızım, gel benim meleğim,
Öpeyim seni al yanaklarından.

Ahmet ALPTEKİN

DUT AĞACI

DUT AĞACI

Kale içerisindeydi asıl soyun,
Dört kolun vardı, dört yana uzardın.
Yüksek değildi, kısacıktı boyun,
Şöyle böyle üç dört metre kadardın.

Arkadaşın yoktu,çevren bomboştu,
Denize yüz adım mesafedeydin.
Üzümsü meyven ne kadar da hoştu,
Bağdaki dutun yavrusu gibiydin.

Meyvelerin kankırmızı, kapkara,
Her gün biraz daha olgunlaşırdı.
Koşar uzanırdık yüklü dallara,
Kanın üstümüzde iz bırakırdı.

Çok kere dayak yerdik annemizden,
Üstümüz başımız kirlendi diye.
Yine de gelir, vazgeçmezdik senden,
Sen de bizi beklerdin o tepeye.

Van gölü, altın kumsal ve kara dut,
Bizim için asla vazgeçilmezdi.
Geldi geçti kalmadı eski umut,
Çocukluğun verdiği bir hevesti.

Son gördüğümde bir dalın kalmıştı,
Kurumuş, hayalete benziyordun.
Yıllar herşeyi elinden almıştı,
Derdin belli, geçmişi özlüyordun.

Ne üzülürsün canım dut ağacı,
Dünyaya kazık çakamazsın ya.
Bilirim dostlardan ayrılmak acı,
Olsun, sonunda toprak olmak varya.

İşte o zaman başka bir varlıkta,
Canlanır birleşen hücrelerimiz.
Uzak değil belki de çok yakında,
Seninle yeniden bütünleşiriz.

Ahmet ALPTEKİN

Ahmet Öğretmen

AHMET ÖĞRETMEN

Ben bir öğretmenim,
Kuş uçmaz, kervan geçmez dağ köylerinde,
Unutulmuş, garip vatan köşelerinde,
Bir ışık ararım, bir huzme ışık,
Yolumuzu aydınlatsın diye,
Işıl ışıl yanan çocuk gözlerinde.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ben Ercişli Emrah,
Ben Karacaoğlan,
Ben Sivaslı Veyselim.
Elimde sazım,
Dolaşırım köy köy, şehir şehir.
Anadolu’nun tozlu yollarında,
Nasır bağlar ellerim, ayaklarım.
Efedir ,Seymendir, Dadaş’ tır adım.
Serimde yiğitlik vardır benim.
Horon teper, halay çeker, bar tutarım.
Yurdumun her köşesinde,
Sevgiye susamış gönüllerde,
İnanın, inanın hep ben varım.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ahmedimin, Mehmedimin bakışında,
Ayşemin , Fatmamın gülüşünde,
Nazlı nazlı akan sevgi pınarından,
Kana kana içerim.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ben bir bahçivan,
Bütün ülke bahçem,
Çiçeklerim bir başka açar benim.
Papatyam , menekşem, al gülüm,
Sevgi kokar buram buram,
Kır çiçeğim, kardelenim, mor sümbülüm.
Gözlerim ufuklara dalar,
Bakışlarım çocuklarda odaklaşır.
Onlarda ülkemin geleceğini görürüm.
Ben Öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ben Mevlana,
Ben Hacı Bektaş,
Ben Yunus Emre’ yim.
Ben Yesevi dergâhının çeşmesiyim.
Oluklarımdan barış akar benim.
İlmek ilmek sevgi işlerim gönüllere,
Nakış nakış Anadolu kilimleri.
Ben aynı kilimin deseniyim.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Dostum aydınlık ,cehalettir düşmanım.
Keremce sevdalarım var benim.
Karanlık çöl olsa, Mecnun olur geçerim.
Cehalet derya olsa kurutur,
Dağ olsa Ferhat gibi delerim.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ben Anadolu’ yum.
Ben aydınlık bir çağ,
Ben ay yıldızlı bayrağım.
Rüzgârlar estikçe türkü söyler sesim.
Türkülerim sevda üstünedir benim.
Türkü türkü,Türk ü söylerim.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Ben Altaylar’ da Oğuzeli,
Ben Kafkasların ılık yeli,
Ben Türkiyemin sevgi seliyim.
Kin ve nefretle işim yok benim.
Gönüllerdir mekânım, evim.
Ben candan, gönülden severim.
Ben öğretmenim…

Ben bir öğretmenim,
Susuzluktan kuruyup çatlayan dudakların,
Kavrulup yanan çorak toprakların,
Bin hasretle beklediği can suyuyum.
Ben garibin ,ben mazlumun umuduyum.
Yarınlar elbet benimdir, ebed benim.
Sizlersiniz benim geleceğim.
Canım ,sevgili öğrencilerim.
Minik kalbinizde, minicik bir yer isterim.
Ben “Ahmet Öğretmen “ im.

Ahmet ALPTEKİN